Zarife Öztürk-Aile ve İlişki Danışmanı
Köşe Yazarı
Zarife Öztürk-Aile ve İlişki Danışmanı
 

BİR AİLEDE DEĞİŞİMİN BAŞLAMASI İÇİN GEREKEN EN KRİTİK NOKTA

​Aile içi ilişkiler bazen tıkır tıkır işleyen bir saat gibidir; herkesin rolü bellidir, dengeler çok da fark etmeksizin sürer gider. Ta ki o saat bir gün “yanlış zamanı” göstermeye başlayana kadar… İşte tam o anda, ailede değişimin başlaması için en kritik nokta devreye girer: Fark etme eşiği. ​Psikolojide, özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) perspektifinde, davranış değişiminin ilk adımı otomatik düşüncelerin, kalıplaşmış davranış döngülerinin ve ilişki şemalarının fark edilmesidir. Aile sistemlerinde ise bu farkındalık çoğu zaman bir kişinin “Ben böyle devam edemem” demesiyle başlar. Değişimi başlatan mucizevi formül çoğu zaman büyük kararlar, dramatik yüzleşmeler ya da radikal kopuşlar değildir; bir anlık iç görü, yani kişinin kendi duygusal süreçlerini ve davranış örüntülerini ilk kez net görmesidir. ​Neden “fark etme eşiği” bu kadar kritik? ​Çünkü aile içi sorunların büyük bir kısmı, sorun olarak bile tanımlanmayan davranışlardan beslenir. Eşler arasında sessizleşen çatışmalar, yıllardır tekrarlanan aynı tartışma döngüsü, çocukların rol çatışmalarına sürüklendiği yıllanmış kalıplar… ​BDT’ye göre, kişi fark etmediği bir döngüyü değiştiremez. Aile sistemleri kuramına göre ise, sistemde bir kişi bile değişime adım attığında tüm sistemin yeniden örgütlenmesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla kritik nokta, genellikle şu soruların birinde yakalanır: ​“Bu tepkim aslında nereden geliyor?” ​“Neden her seferinde aynı tartışmayı yaşıyoruz?” ​“Gerçekten düşündüğüm gibi mi, yoksa yorumluyor muyum?” ​“Bu davranış çocuklarımıza nasıl yansıyor?” ​Bu sorular sorulmaya başlandığında aile, içten içe değişim sinyali verir. ​BDT Açısından Ailede Değişimi Tetikleyen Başlangıç Noktası ​BDT, aile terapisine uyarlandığında ilk hedef şudur: Aile bireylerinin düşünce–duygu–davranış döngüsünü birlikte fark etmelerini sağlamak. ​Örneğin: Eşlerden biri “Zaten beni dinlemiyorsun” diye düşünür \rightarrow öfkelenir \rightarrow sesini yükseltir \rightarrow diğer eş geri çekilir \rightarrow bu geri çekilme, ilk eş için “Beni gerçekten dinlemiyor” kanıtına dönüşür. ​BDT bu döngüyü görünür hale getirir ve kişi şu farkındalığa ulaşır: Aslında beni üzen eşimin tepkisi değil; o tepkiye yüklediğim anlam. İşte bu iç görü, değişimin kıvılcımıdır. ​Ailelerde en çok gözden kaçan gerçeklerden biri şudur: Değişimin başlaması çoğu zaman sesli bir çatışmayla değil, sessiz bir farkındalıkla olur. ​Bir baba akşam sofrasında ilk kez kızının gözlerine uzun uzun bakar ve şunu fark eder: “Benim sertliğim onu korkutmaktan başka bir işe yaramıyor”. ​Bir anne sessizce derin nefes alır ve düşünür: “Şu an bağırmamam çocuğum için bir iyilik olabilir”. ​Bir genç, odasının kapısını kapatmadan önce durur ve fark eder: “Aslında bana söylenenleri duymak istememekle savunma yapıyorum”. ​İşte değişim tam orada başlar: Kişinin kendi iç dünyasıyla ilk dürüst karşılaşmasında. Değişim Kapıyı Çalmıyor, İçeriden Fısıldıyor ​Aile danışmanlığı pratiğinde yıllardır gördüğüm bir şey var: Değişim, kapının önüne gelip zil çalan bir misafir değil; evin içindeki en sessiz odadan yükselen bir fısıltıdır. Ailede değişim istiyorsak önce bu fısıltıyı duymaya hazır olmalıyız. BDT’nin de söylediği gibi: Düşüncelerimizi görmeye başladığımız anda, onları dönüştürme gücümüz de başlar. ​Belki bugün, bu yazıyı okuyan bir aile bireyi için o eşiktir. Belki bugün o farkındalık cümlesi kurulacak: “Evet… Burada bir şeyleri değiştirebilirim”. Ve inanın, ailede değişimin başlaması için bu bile yeter. ​Sevgilerimle.  
Ekleme Tarihi: 09 Aralık 2025 -Salı

BİR AİLEDE DEĞİŞİMİN BAŞLAMASI İÇİN GEREKEN EN KRİTİK NOKTA

​Aile içi ilişkiler bazen tıkır tıkır işleyen bir saat gibidir; herkesin rolü bellidir, dengeler çok da fark etmeksizin sürer gider. Ta ki o saat bir gün “yanlış zamanı” göstermeye başlayana kadar… İşte tam o anda, ailede değişimin başlaması için en kritik nokta devreye girer: Fark etme eşiği.

​Psikolojide, özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) perspektifinde, davranış değişiminin ilk adımı otomatik düşüncelerin, kalıplaşmış davranış döngülerinin ve ilişki şemalarının fark edilmesidir. Aile sistemlerinde ise bu farkındalık çoğu zaman bir kişinin “Ben böyle devam edemem” demesiyle başlar. Değişimi başlatan mucizevi formül çoğu zaman büyük kararlar, dramatik yüzleşmeler ya da radikal kopuşlar değildir; bir anlık iç görü, yani kişinin kendi duygusal süreçlerini ve davranış örüntülerini ilk kez net görmesidir.

​Neden “fark etme eşiği” bu kadar kritik?

​Çünkü aile içi sorunların büyük bir kısmı, sorun olarak bile tanımlanmayan davranışlardan beslenir. Eşler arasında sessizleşen çatışmalar, yıllardır tekrarlanan aynı tartışma döngüsü, çocukların rol çatışmalarına sürüklendiği yıllanmış kalıplar…

​BDT’ye göre, kişi fark etmediği bir döngüyü değiştiremez. Aile sistemleri kuramına göre ise, sistemde bir kişi bile değişime adım attığında tüm sistemin yeniden örgütlenmesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla kritik nokta, genellikle şu soruların birinde yakalanır:

  • ​“Bu tepkim aslında nereden geliyor?”
  • ​“Neden her seferinde aynı tartışmayı yaşıyoruz?”
  • ​“Gerçekten düşündüğüm gibi mi, yoksa yorumluyor muyum?”
  • ​“Bu davranış çocuklarımıza nasıl yansıyor?”

​Bu sorular sorulmaya başlandığında aile, içten içe değişim sinyali verir.

​BDT Açısından Ailede Değişimi Tetikleyen Başlangıç Noktası

​BDT, aile terapisine uyarlandığında ilk hedef şudur: Aile bireylerinin düşünce–duygu–davranış döngüsünü birlikte fark etmelerini sağlamak.

​Örneğin:

Eşlerden biri “Zaten beni dinlemiyorsun” diye düşünür \rightarrow öfkelenir \rightarrow sesini yükseltir \rightarrow diğer eş geri çekilir \rightarrow bu geri çekilme, ilk eş için “Beni gerçekten dinlemiyor” kanıtına dönüşür.

​BDT bu döngüyü görünür hale getirir ve kişi şu farkındalığa ulaşır: Aslında beni üzen eşimin tepkisi değil; o tepkiye yüklediğim anlam. İşte bu iç görü, değişimin kıvılcımıdır.

​Ailelerde en çok gözden kaçan gerçeklerden biri şudur: Değişimin başlaması çoğu zaman sesli bir çatışmayla değil, sessiz bir farkındalıkla olur.

  • ​Bir baba akşam sofrasında ilk kez kızının gözlerine uzun uzun bakar ve şunu fark eder: “Benim sertliğim onu korkutmaktan başka bir işe yaramıyor”.
  • ​Bir anne sessizce derin nefes alır ve düşünür: “Şu an bağırmamam çocuğum için bir iyilik olabilir”.
  • ​Bir genç, odasının kapısını kapatmadan önce durur ve fark eder: “Aslında bana söylenenleri duymak istememekle savunma yapıyorum”.

​İşte değişim tam orada başlar: Kişinin kendi iç dünyasıyla ilk dürüst karşılaşmasında.

Değişim Kapıyı Çalmıyor, İçeriden Fısıldıyor

​Aile danışmanlığı pratiğinde yıllardır gördüğüm bir şey var: Değişim, kapının önüne gelip zil çalan bir misafir değil; evin içindeki en sessiz odadan yükselen bir fısıltıdır. Ailede değişim istiyorsak önce bu fısıltıyı duymaya hazır olmalıyız. BDT’nin de söylediği gibi: Düşüncelerimizi görmeye başladığımız anda, onları dönüştürme gücümüz de başlar.

​Belki bugün, bu yazıyı okuyan bir aile bireyi için o eşiktir. Belki bugün o farkındalık cümlesi kurulacak: “Evet… Burada bir şeyleri değiştirebilirim”. Ve inanın, ailede değişimin başlaması için bu bile yeter.

​Sevgilerimle.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396