Hepimiz, muhtemelen birçok durumda içimizde yalnızca tek bir "ben" olmadığını fark etmişizdir. Nasıl mı? Bazen sevdiğimiz birinin yanında şımarıklık yaparken, bazen bir dostumuza öğüt verirken, bazen de işimizi yetiştiremediğimizde kendimizi tıpkı bir ebeveyn gibi azarlarken. Her durumda farklı bir "ben" ortaya çıkar. Peki bu nasıl gerçekleşir, nasıl düzenlenir ve her zaman bizim kontrolümüzde midir? Gelin, biraz da bunlar hakkında konuşalım.
"Ben"ler Derken Ne Kastedilir?
Psikolojide onaylanmış konulardan biri içimizdeki "ben"lerdir. Bazı teoriler bile bunun üzerine kurulmuştur. Modern teoriler ve bunlar üzerine kurulan terapiler, kişiliği tek bir yapı olarak değil, çeşitli içsel parçaların, rollerin veya benlik durumlarının dinamik bir tezahürü olarak ele alırlar. Bu durum, insanı kapsamlı bir şekilde araştırmaya olanak tanır. Davranışımızın nedenini anlamak için nasıl düşünce ve duygusal süreçleri birlikte inceliyorsak, içeride faaliyet gösteren "ben"ler arasındaki dengeyi öğrenmek için de birçok alana bakmak önemlidir.
Klassik teoride, benliğimizin üç kısımdan oluştuğu belirtilir:
- Gerçek Ben (Real Mən): Şahsın mevcut durumda kendini yeterli bir şekilde algılaması, aslında kendini nasıl tahayyül ettiğidir.
- İdeal Ben (İdeal Mən): Şahsın kendini nasıl görmek istediği, ideal olarak değerlendirdiği özelliklere sahip benliğidir. İnsan sürekli olarak bu benliğe ulaşmaya çalışır.
- Sosyal Ben (Sosial Mən): Şahsın toplumda görünmek istediği konuma uygunlaştırdığı benliğidir. "İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor?" diye düşünerek toplumdaki beklentilere uyum sağlayan benliktir.
Çocuk, Yetişkin, Ebeveyn Benliği
Klasik teori üzerine birçok modern teori ortaya çıkmıştır. Örneğin, Transaksiyonel Analiz. Transaksiyonel Analiz'e göre insanın üç benliği vardır: çocuk, yetişkin ve ebeveyn benliği. Görüldüğü gibi, benlik çeşitliliği üzerine kurulu bir teoridir. Ancak, psikolojik ve sosyal yaklaşımların uyumunu da yansıtır.
Klasik teori, bu teorinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamış olsa da, kişiliğe etki eden sosyal faktörlerin benliğe etkisini daha doğru anlamak için diğer teorilere başvurmak önemlidir.
Peki, Çocuk Benliğimiz nedir? Bu kavrama birçok yerde rastlayabilirsiniz, şema terapide de sıkça kullanılan bir kavramdır. Çocuk benliğimiz, içimizde yaşamaya devam eden çocukluk dönemimizdir. Çocukken nasıl olmuştuk? Ailemizin şımarık evladı mı, tez büyümek zorunda kalan evladı mı, herkesi memnun etmeye çalışan evladı mı, vb.. Bu benlik, biz büyüdükçe bizi terk etmez, daima bizimle birliktedir ve bazı durumlarda ortaya çıkar.
"Ben"lerimizin Kontrolü
Bunun düzenlenmesi bazen bilinç düzeyimizde, bazen de bilinçaltı düzeyimizde gerçekleşir. Hayal edelim ki, sevdiğimiz birinin yanındayız. Onu diğerlerinden ayıran temel özelliklerden biri nedir? Yanında kaygılarımızı, omuzlarımızdaki yükü paylaşabilmemiz. Kaygılarımızdan uzaklaşıp birkaç saatliğine çocuklaşırız. Bunu bilinç düzeyimizde yaparız, ona güveniriz ve bunu biz düzenleriz. Ama bu her zaman böyle olmaz.
Diğer bir örneğimiz ise, talepkâr bir ebeveynle büyüdüğümüzü düşünelim. Çocuklukta sürekli "sen bunu yapmalısın," "iyi bir not ne ki, daha iyisini yapmalısın" vb. diyerek daima sizden en iyi versiyonunuzu talep eden ama başarılarınıza değer verilmeyen bir sistem. Bu sistemde büyüyen bir yetişkinin içindeki çocuk, iş yerinde amirinin ona karşı olan küçük bir memnuniyetsizliğinde yüzeye çıkar.
Yetişkinin içindeki çocuğun bilinç düzeyinde, "Yine başaramadın," "Bütün başarılarını bu hareketinle gözden düşürdün" gibi düşünceler ortaya çıkacaktır. Çünkü o, bu gibi durumlarda bu sözleri işitmiştir. Böyle bir durumla karşılaştığında, incinmiş çocuk benliği uyanır ve ona tanıdık olan ifadeleri hatırlar, çünkü o bunu tanır. Bu düşüncelerin ortaya çıkma sebebi tam olarak budur.
Görüldüğü gibi, benliklerimizi her zaman biz düzenlemiyoruz ve daima bizim kontrolümüzde olmuyorlar.
Bu gibi durumlarda, birinci aşamada önemli olan içimizdeki seslerin farkına varmaktır. Bu sesler ne söylüyor? Bu sesler her zaman kötü olmaz, mutlu çocukluk modunda "Sen sevilmeye değersin," "Ne olursa olsun seni seviyoruz" gibi sesleri de işitmek mümkündür.
İkinci aşamada ise, bu seslerin bize nasıl etki ettiğini bulmalıyız. Eğer olumsuz etki ediyorsa, onları yenisiyle değiştirmek gerekir. İçimizdeki çocuğun yaralarını sardığımızda, bunun etkisi tüm benliklerimizde hissedilecektir.
