Sema ŞENTÜRK  -SAĞLIK YÖNETİMİ UZM - YAZAR
Köşe Yazarı
Sema ŞENTÜRK -SAĞLIK YÖNETİMİ UZM - YAZAR
 

Randevu Bulamıyoruz: Sağlık Sisteminde Ne Ters Gidiyor?

​Bir randevu almaya çalışmak, çoğu zaman sabır testi hâline geldi. Telefon ekranına bakarak günleri ileri saran, gece yarısını bekleyen, "belki bu kez çıkar" umuduyla uygulamayı defalarca açan binlerce insan var. Ve genellikle ekranda beliren tek cümle değişmiyor: "Uygun randevu bulunamadı". ​Bu manzara artık kimseyi şaşırtmıyor. Çünkü randevuya ulaşamamak, istisna olmaktan çıktı; günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geldi. ​İlk Refleks: Suçlu Aramak ​Randevu bulunamadığında tepkiler hızla yükseliyor. Sosyal medyada, günlük sohbetlerde, hatta hastane koridorlarında benzer cümleler dolaşıma giriyor: "Doktor yok", "Bakmıyorlar", "İzin alıyorlar". Oysa bu tepkiler, sorunun yalnızca görünen yüzüne dokunuyor. ​Gerçek tablo, tek bir kişiyle ya da meslek grubuyla açıklanamayacak kadar karmaşık. ​Sistemin Taşıdığı Yük ​Polikliniklere olan başvuru sayısı her geçen yıl artıyor. Aynı gün içinde art arda yapılan muayeneler, kısalan süreler ve hızla dolan randevu takvimleri hem hastayı hem sistemi zorluyor. Bu yoğunluk, randevuya erişimi kolaylaştırmak yerine daha da içinden çıkılmaz bir hâle getiriyor. Burada mesele, bireysel tercihlerden çok, sistemin kaldırabileceğinden fazla yüklenmiş olması. ​İhtiyaç Büyüyor, Yapı Aynı Kalıyor ​Nüfus artıyor, toplum yaşlanıyor, kronik hastalıklarla yaşayanların sayısı çoğalıyor. Buna karşılık sağlık hizmetine erişimi genişletecek adımlar aynı hızda atılmıyor. Randevu süreleri daralıyor, boşluklar hızla kapanıyor. Sonuçta sistem nefes alamaz hale geliyor. ​Yorgunluk İki Taraflı ​Randevu bulamayan hasta, hastaneye zaten gergin geliyor. Uzun bekleyişler, belirsizlik ve tekrar eden denemeler sabrı tüketiyor. Bu ruh hâli, sağlık hizmetinin sunulduğu ortamı da sertleştiriyor. Ortaya çıkan tablo, karşı karşıya gelen taraflar değil; aynı sıkışmışlığın içinde kalan insanlar. ​Soruyu Değiştirmek Gerekiyor ​Belki de artık "Kim hatalı?" sorusunu bir kenara bırakmak gerekiyor. Asıl sorulması gereken şu: Bu düzen neden işlemiyor? ​Çözüm, Soruyu Doğru Sormaktan Geçiyor ​Çözüm, tek bir düzenleme ya da geçici bir uygulamayla gelecek gibi görünmüyor. Öncelikle sağlık hizmetine olan gerçek talebin, masa başı verilerle değil sahadaki ihtiyaçlarla doğru okunması gerekiyor. Randevu süreleri, ideal tablolar üzerinden değil, muayene pratiğinin gerçekleriyle belirlenmeli. ​İnsan gücü planlaması bu tablonun en kritik başlıklarından biri. Bazı branşlarda yoğunluk katlanarak artarken, dağılımın dengesiz kalması randevu krizini derinleştiriyor. Aynı yükle, aynı yapıyla devam etmek çözüm üretmiyor; yalnızca sorunu erteliyor. ​Bir diğer önemli adım, hastayı sistem içinde oyalayan değil, doğru basamağa yönlendiren bir randevu anlayışı. Aynı şikâyetle tekrar tekrar başvuruya neden olan döngüler kırılmadıkça, randevu takvimlerinin rahatlaması mümkün görünmüyor. Ve belki de en önemlisi, sağlık hizmetini yalnızca hız üzerinden değerlendirmemek. Daha fazla hasta bakmak değil, doğru hastayı doğru zamanda görmek sürdürülebilir bir sistemi mümkün kılar. ​Bugün randevu bulamayan herkes, aslında aynı soruyu soruyor: Bu düzen böyle mi devam edecek? ​Sağlıkta gerçek çözüm; suçlu aramakta değil, artan ihtiyacı doğru görüp insanı merkeze alan bir sistemi yeniden kurmakta yatıyor. Çünkü randevu alamamak bir ayrıntı değil, görmezden gelinen büyük bir uyarıdır.
Ekleme Tarihi: 05 Ocak 2026 -Pazartesi

Randevu Bulamıyoruz: Sağlık Sisteminde Ne Ters Gidiyor?

​Bir randevu almaya çalışmak, çoğu zaman sabır testi hâline geldi. Telefon ekranına bakarak günleri ileri saran, gece yarısını bekleyen, "belki bu kez çıkar" umuduyla uygulamayı defalarca açan binlerce insan var. Ve genellikle ekranda beliren tek cümle değişmiyor: "Uygun randevu bulunamadı".

​Bu manzara artık kimseyi şaşırtmıyor. Çünkü randevuya ulaşamamak, istisna olmaktan çıktı; günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geldi.

​İlk Refleks: Suçlu Aramak

​Randevu bulunamadığında tepkiler hızla yükseliyor. Sosyal medyada, günlük sohbetlerde, hatta hastane koridorlarında benzer cümleler dolaşıma giriyor: "Doktor yok", "Bakmıyorlar", "İzin alıyorlar". Oysa bu tepkiler, sorunun yalnızca görünen yüzüne dokunuyor.

​Gerçek tablo, tek bir kişiyle ya da meslek grubuyla açıklanamayacak kadar karmaşık.

​Sistemin Taşıdığı Yük

​Polikliniklere olan başvuru sayısı her geçen yıl artıyor. Aynı gün içinde art arda yapılan muayeneler, kısalan süreler ve hızla dolan randevu takvimleri hem hastayı hem sistemi zorluyor. Bu yoğunluk, randevuya erişimi kolaylaştırmak yerine daha da içinden çıkılmaz bir hâle getiriyor. Burada mesele, bireysel tercihlerden çok, sistemin kaldırabileceğinden fazla yüklenmiş olması.

​İhtiyaç Büyüyor, Yapı Aynı Kalıyor

​Nüfus artıyor, toplum yaşlanıyor, kronik hastalıklarla yaşayanların sayısı çoğalıyor. Buna karşılık sağlık hizmetine erişimi genişletecek adımlar aynı hızda atılmıyor. Randevu süreleri daralıyor, boşluklar hızla kapanıyor. Sonuçta sistem nefes alamaz hale geliyor.

Yorgunluk İki Taraflı

​Randevu bulamayan hasta, hastaneye zaten gergin geliyor. Uzun bekleyişler, belirsizlik ve tekrar eden denemeler sabrı tüketiyor. Bu ruh hâli, sağlık hizmetinin sunulduğu ortamı da sertleştiriyor. Ortaya çıkan tablo, karşı karşıya gelen taraflar değil; aynı sıkışmışlığın içinde kalan insanlar.

​Soruyu Değiştirmek Gerekiyor

​Belki de artık "Kim hatalı?" sorusunu bir kenara bırakmak gerekiyor. Asıl sorulması gereken şu: Bu düzen neden işlemiyor?

​Çözüm, Soruyu Doğru Sormaktan Geçiyor

​Çözüm, tek bir düzenleme ya da geçici bir uygulamayla gelecek gibi görünmüyor. Öncelikle sağlık hizmetine olan gerçek talebin, masa başı verilerle değil sahadaki ihtiyaçlarla doğru okunması gerekiyor. Randevu süreleri, ideal tablolar üzerinden değil, muayene pratiğinin gerçekleriyle belirlenmeli.

​İnsan gücü planlaması bu tablonun en kritik başlıklarından biri. Bazı branşlarda yoğunluk katlanarak artarken, dağılımın dengesiz kalması randevu krizini derinleştiriyor. Aynı yükle, aynı yapıyla devam etmek çözüm üretmiyor; yalnızca sorunu erteliyor.

​Bir diğer önemli adım, hastayı sistem içinde oyalayan değil, doğru basamağa yönlendiren bir randevu anlayışı. Aynı şikâyetle tekrar tekrar başvuruya neden olan döngüler kırılmadıkça, randevu takvimlerinin rahatlaması mümkün görünmüyor. Ve belki de en önemlisi, sağlık hizmetini yalnızca hız üzerinden değerlendirmemek. Daha fazla hasta bakmak değil, doğru hastayı doğru zamanda görmek sürdürülebilir bir sistemi mümkün kılar.

​Bugün randevu bulamayan herkes, aslında aynı soruyu soruyor: Bu düzen böyle mi devam edecek?

​Sağlıkta gerçek çözüm; suçlu aramakta değil, artan ihtiyacı doğru görüp insanı merkeze alan bir sistemi yeniden kurmakta yatıyor. Çünkü randevu alamamak bir ayrıntı değil, görmezden gelinen büyük bir uyarıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396