Selin Arslan - Aday Psikolojik Danışman
Köşe Yazarı
Selin Arslan - Aday Psikolojik Danışman
 

BİRİNİN BİZİ SEVMEDİĞİNİ NEDEN EN SON BİZ ANLARIZ?

Bir birliktelik içerisindeyken karşımızdaki kişinin davranışlarındaki hataları, bize karşı sevgisizliğini hatta saygısızlığını neden çevremizdeki kişiler fark ederken biz fark etmeyiz? Bu durumu farklı kavramlar üzerinden açıklamak mümkün görünüyor. Sevilmediğimizi kabullenmek çoğu zaman görmezden gelmekten daha zor ve yıpratıcı bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır, bu noktada ilk olarak inkâr kavramı üzerinde durmak iyi olacaktır.  İnkâr, savunma mekanizmalarından yalnızca birisidir. Savunma mekanizmaları psikoanalitik kuramın insan davranışını anlamlandırmak için ortaya koyduğu eski kavramlardan biri olmakla birlikte, bireylerin duygu ve dürtülerinden kaynaklanan hem içsel hem de diğerleriyle olan çatışmalarını bilinçdışı bir şekilde çözerek, kaygı içeren durumlardan uzaklaşmak için ortaya koyduğu davranışlar olarak tanımlanmaktadır (Freud, 2011/1937; Morgan, 2010).   İnkâr, bireyin var olan bir durumu yadsıyarak olmamış gibi görmezden gelmesidir. Gerçek apaçık ortadır ancak görmeyiz. Mesajıma saatlerce bakmadı çünkü uyuyordu, yıl dönümümüzü unuttu çünkü iş hayatı çok yorucu ve yoğundu, bana çok kötü davranıyor hatta çoğu zaman hakaret ederek saygısını yitiriyor çünkü onu sinirlendiriyorum …   Bu cümlelerin hepsi beynimizin algıyı bilinçli olarak yumuşattığı ve olumsuz verileri yeniden çerçevelediği anların dışa vurumudur. Böylelikle bir sevginin bittiğini veya hiç var olmadığını kabullenmenin verdiği acıdan kaçınmış oluruz, kayba yol açan gerçekten kaçarız da denilebilir. Çevremiz gerçekleri görür, bunun nedeni gerçeğin onların canını yakmamasıdır.   İnsanların sevgi eksikliğini ve hataları görmemesinin nedenini bir başka kavram ile açıklamak gerekecek olursa da optimism bias Türkçe anlamı olarak iyimserlik yanlılığından bahsetmek yerinde olacaktır. İyimserlik yanlılığı kendimize ve sevdiklerimize karşı gerçekçi olmayan olumlu tutumlarımızı kapsayan bir kavram olarak karşımıza çıkar.   Bu kavram olumsuz olayları diğer insanlara göre daha az yaşayacağımıza dair bir inanç oluşturmamıza neden olur. Örnek vermek gerekecek olursa; bizim ilişkimiz, kariyerimiz, mali durumumuz, sağlığımız diğerlerinden daha iyi olacaktır dolayısıyla hastalıkların, mali sıkıntıların, ayrılıkların veya ölümlerin hep başkalarının başına geleceği inancı oluşmaktadır. İnsanların böyle bir inanca sahip olması bazen bir işe başlamada cesaret verse de bazen de geleceğe dair yanlış beklentiler ile olumsuz planlar kurmamıza ve tehlikeleri görmememize sebebiyet verecektir (Nikolopoulou, 2023).    İlişki içerisinde böyle bir yanılgıya sahip olmanın olumsuz sonuçları ise kaçınılmaz olabilmektedir. Bir arkadaşımızın ilişkisinde ilgisizlik gördüğümüzde bunu hemen fark eder ve “Seni aramıyor, sormuyor senin için çaba göstermiyor.” deriz.   Sıra kendi ilişkimize gelince zihnimiz hemen başka bir hikâye yazar:  “Yoğun bir dönemden geçiyor.” “Aslında böyle biri değil, beni çok seviyor.” “Bu ilişki diğerlerine benzemez, bizim aşkımız bir başka.” İşte bu iyimserlik yanlılığıdır. Olumsuz ihtimal orada durmaktadır ancak bize ait değildir.   Bize iyi gelmeyen ilişkilere tutunmamızın bir başka nedeni ise olumsuz bir bağlanma stiline sahip olmamızdır. Bağlanma, bir ilişkiyi devam ettirme istediğidir; ama bazen bu istek gerçeği fark etme kapasitemizin önüne geçmektedir.   Bu noktada bağlanma stili olarak kaygılı bağlanma daha çok karşımıza çıkar. Kaygılı bağlanan bireyler için ilişki yalnızca bir birliktelik değildir, arzulanan şey bütün olmaktır. Bu arzu karşı tarafta yerini bulmadığında tehdit olarak algılanır.   Bu nedenle sevgisizlik ile yüzleşmek yerine tutunacak bir dal ararlar, açıklamalar, bahaneler üretirler. Çünkü farkındalık, bir bağı kaybetmek anlamına gelir.   Bir ilişki içerisindeyken sevgisizliği fark etmemek çoğu zaman bir algı eksikliği değildir. İşaretleri görürüz ancak onların anlamını ertelemeyi seçeriz. İyimserlik yanlılığı, bu durumu geçici ve istisnai olarak yorumlamamıza neden olurken; inkâr, gerçeğin duygusal yükünün altında ezilmemizi geciktirir.   Bağlanma ise bu sürecin neden bu denli güçlü işlediğini açıklar. İyimserlik yanlılığı, inkâr ve bağlanma birlikte çalıştığında, insan sevildiğini sanmaz; yalnızca sevilmediğini bilmemeyi tercih eder.   Çevre ise bu tercihi bizim yerimize çoktan yapmıştır; duygusal bağın yükünü taşımadığı için gerçeği tüm çıplaklığıyla görebilir.
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe

BİRİNİN BİZİ SEVMEDİĞİNİ NEDEN EN SON BİZ ANLARIZ?

Bir birliktelik içerisindeyken karşımızdaki kişinin davranışlarındaki hataları, bize karşı sevgisizliğini hatta saygısızlığını neden çevremizdeki kişiler fark ederken biz fark etmeyiz? Bu durumu farklı kavramlar üzerinden açıklamak mümkün görünüyor.

Sevilmediğimizi kabullenmek çoğu zaman görmezden gelmekten daha zor ve yıpratıcı bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır, bu noktada ilk olarak inkâr kavramı üzerinde durmak iyi olacaktır. 

İnkâr, savunma mekanizmalarından yalnızca birisidir. Savunma mekanizmaları psikoanalitik kuramın insan davranışını anlamlandırmak için ortaya koyduğu eski kavramlardan biri olmakla birlikte, bireylerin duygu ve dürtülerinden kaynaklanan hem içsel hem de diğerleriyle olan çatışmalarını bilinçdışı bir şekilde çözerek, kaygı içeren durumlardan uzaklaşmak için ortaya koyduğu davranışlar olarak tanımlanmaktadır (Freud, 2011/1937; Morgan, 2010).
 
İnkâr, bireyin var olan bir durumu yadsıyarak olmamış gibi görmezden gelmesidir. Gerçek apaçık ortadır ancak görmeyiz. Mesajıma saatlerce bakmadı çünkü uyuyordu, yıl dönümümüzü unuttu çünkü iş hayatı çok yorucu ve yoğundu, bana çok kötü davranıyor hatta çoğu zaman hakaret ederek saygısını yitiriyor çünkü onu sinirlendiriyorum …
 
Bu cümlelerin hepsi beynimizin algıyı bilinçli olarak yumuşattığı ve olumsuz verileri yeniden çerçevelediği anların dışa vurumudur. Böylelikle bir sevginin bittiğini veya hiç var olmadığını kabullenmenin verdiği acıdan kaçınmış oluruz, kayba yol açan gerçekten kaçarız da denilebilir. Çevremiz gerçekleri görür, bunun nedeni gerçeğin onların canını yakmamasıdır.
 
İnsanların sevgi eksikliğini ve hataları görmemesinin nedenini bir başka kavram ile açıklamak gerekecek olursa da optimism bias Türkçe anlamı olarak iyimserlik yanlılığından bahsetmek yerinde olacaktır. İyimserlik yanlılığı kendimize ve sevdiklerimize karşı gerçekçi olmayan olumlu tutumlarımızı kapsayan bir kavram olarak karşımıza çıkar.
 
Bu kavram olumsuz olayları diğer insanlara göre daha az yaşayacağımıza dair bir inanç oluşturmamıza neden olur. Örnek vermek gerekecek olursa; bizim ilişkimiz, kariyerimiz, mali durumumuz, sağlığımız diğerlerinden daha iyi olacaktır dolayısıyla hastalıkların, mali sıkıntıların, ayrılıkların veya ölümlerin hep başkalarının başına geleceği inancı oluşmaktadır. İnsanların böyle bir inanca sahip olması bazen bir işe başlamada cesaret verse de bazen de geleceğe dair yanlış beklentiler ile olumsuz planlar kurmamıza ve tehlikeleri görmememize sebebiyet verecektir (Nikolopoulou, 2023).
 
 İlişki içerisinde böyle bir yanılgıya sahip olmanın olumsuz sonuçları ise kaçınılmaz olabilmektedir. Bir arkadaşımızın ilişkisinde ilgisizlik gördüğümüzde bunu hemen fark eder ve “Seni aramıyor, sormuyor senin için çaba göstermiyor.” deriz.
 
Sıra kendi ilişkimize gelince zihnimiz hemen başka bir hikâye yazar:
 “Yoğun bir dönemden geçiyor.”
“Aslında böyle biri değil, beni çok seviyor.”
“Bu ilişki diğerlerine benzemez, bizim aşkımız bir başka.”
İşte bu iyimserlik yanlılığıdır. Olumsuz ihtimal orada durmaktadır ancak bize ait değildir.
 
Bize iyi gelmeyen ilişkilere tutunmamızın bir başka nedeni ise olumsuz bir bağlanma stiline sahip olmamızdır. Bağlanma, bir ilişkiyi devam ettirme istediğidir; ama bazen bu istek gerçeği fark etme kapasitemizin önüne geçmektedir.
 
Bu noktada bağlanma stili olarak kaygılı bağlanma daha çok karşımıza çıkar. Kaygılı bağlanan bireyler için ilişki yalnızca bir birliktelik değildir, arzulanan şey bütün olmaktır. Bu arzu karşı tarafta yerini bulmadığında tehdit olarak algılanır.
 
Bu nedenle sevgisizlik ile yüzleşmek yerine tutunacak bir dal ararlar, açıklamalar, bahaneler üretirler. Çünkü farkındalık, bir bağı kaybetmek anlamına gelir.
 
Bir ilişki içerisindeyken sevgisizliği fark etmemek çoğu zaman bir algı eksikliği değildir. İşaretleri görürüz ancak onların anlamını ertelemeyi seçeriz. İyimserlik yanlılığı, bu durumu geçici ve istisnai olarak yorumlamamıza neden olurken; inkâr, gerçeğin duygusal yükünün altında ezilmemizi geciktirir.
 
Bağlanma ise bu sürecin neden bu denli güçlü işlediğini açıklar. İyimserlik yanlılığı, inkâr ve bağlanma birlikte çalıştığında, insan sevildiğini sanmaz; yalnızca sevilmediğini bilmemeyi tercih eder.
 
Çevre ise bu tercihi bizim yerimize çoktan yapmıştır; duygusal bağın yükünü taşımadığı için gerçeği tüm çıplaklığıyla görebilir.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (4)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Hilal Çelik
(30.01.2026 18:53 - #340)
Harika ve bilgilendirici bir haber olmuş, bayıldım.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Fatma
(30.01.2026 18:56 - #341)
Bilgilendirici bir yazı olmuş
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Göker
(30.01.2026 19:14 - #342)
Konu ve içerik bakımından gerçekten özgün bir yazı olmuş. Yeni yazılarınızı merak ve heyecanla bekliyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Göker
(30.01.2026 19:14 - #343)
Konu ve içerik bakımından gerçekten özgün bir yazı olmuş. Yeni yazılarınızı merak ve heyecanla bekliyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396