Werner Herzog’un "Encounters at the End of the World" belgeselinden fırlayıp günümüzün dijital kaosunda viral olan penguen imgesi, sadece bir video mu, yoksa modern insanın bir yansıması mı?
Kalabalık şehirlerdeki o "soğuk" dinamizmi, buzullardaki bu küçük filozof üzerinden okumak, belki de bugüne kadar yapılan en isabetli sosyolojik kazı olabilir.Antarktika’nın ekstrem koşullarında varlık gösteren penguen, çevresel determinizme karşı sergilenen stoacı bir direncin en çarpıcı metaforudur.
Bu canlının yaşam alanı dışsal kaosun (entropi) bireyin içsel bütünlüğünü parçalayamayacağına dair ontolojik bir kanıt sunar.
Dolayısıyla o siyah-beyaz silüet, salt biyolojik bir adaptasyonun ötesinde; zorluklar karşısında "saygınlığı" (dignitas) koruyan iradi bir duruşun ve öz-yeterliliğin (autarky) simgesel tezahürüdür.
Soğuk, demir bir kafes; o içinde hür nefes,
Kendi yankısı olur, duyduğu o tek bir ses.
Buzullar erise de, o duruş bakidir hep,
Varlığı bir cevaptır, aranmaz başka sebep.