Genelde fiziksel olan durumlarla değerlendirme yaparken gözden kaçan psikolojik faktörlerin nelere mahal verdiğini fark etmeyiz.
Ayna karşısına geçen bir insan öncelikle dış görüntü olarak tabii ki fiziğine dikkat kesilir. En büyük ihmal ise ruh halimizin bize etkisi. O an hislerimizi yok sayıp birtakım düşüncelere yoğunlaşıp takıntı boyutunda kendini güzel bulamamakla başlar.
Kendimizi sevmekle başlayan bu serüven ileride çok daha güzel kapıların açılmasını sağlar. Sorgulanan sadece bedenin görünümü değil, sandığımızın aksine altında yatan çok derin ruhsal durumlar bulunmaktadır. Çıkış yolu ararken kaybolmakta olduğumuz ruh tepkimeyi iyice vücuda yansıtarak gösterme durumuna geçer.
Durumun ciddiyeti sadece diyetisyen ve psikoloğun teşhisiyle olmayacak diyeceksiniz ki peki kim yardım edecek???
Şifayı bulmak öncelikle kendimizle olabilecek bir etkendir.
Mevlana ne güzel demiş: “Aradığın seni arayandır.”
Yazması o kadar kolay geliyor ki insana, davranışa yansıtmak aynaya bakınca inanarak pozitifleşerek kendine konuşmak muhteşem bir zorluk… İmkânsız değil, sürece yayarak oluşacak.
Kendini bulma yolculuğunda sana yardım edebilmek ve yakın olarak gördüklerinden yardım istemekten asla çekinme. Her ne gerekiyorsa yapmaktan keyif almaya bak. Zorunluluk duygusuyla kendine yüklediğin her şey beslenmeye de sirayet ederek sağlıksal açıdan dengesiz ve düzensiz yaşama bir adım daha yaklaşmaktır. Bunun için gerekli olan psikolojik yardım terapilerini de kaçırmamaya bakmalısın.
Kendini geliştirme adını kitaplar okumak, ruha bedene gıdadır. Beslenmeyi sadece besin olarak düşünmeni istemiyorum. Her harikulade çok güzel olduğunu unutma.
Ayrıca insan sağlığına sadece fiziksel, tahlil ve belli saplantılarla diyetisyen olarak yaklaşmamız etik kabul edilmez. Bizler ruhsal sağlığına bireyle olan iletişimimize önem vererek yaklaşmalıyız.
Her birimiz bu dünyaya gelerek çok güzel olduğumuzu unutmayalım. Kendinize iyi, güzel, severek bakınnn.
