Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Melike Ürküt-Psikolog
Köşe Yazarı
Melike Ürküt-Psikolog
 

Öfke: Görmezden Geldiğimiz Duygu

Öfke… Adını duyunca bile çoğumuzun yüzü ekşir. Çünkü bize çocukluktan beri “öfke kötü bir duygudur” denir. Bağırmak, sinirlenmek, karşı çıkmak hoş görülmez. Ama hiç düşündünüz mü, öfkeyi bu kadar bastırmamız neden? Aslında öfke, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Haksızlığa uğradığımızda, değersiz hissettiğimizde ya da sınırlarımız ihlal edildiğinde ortaya çıkar. Yani öfke, bize bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veren bir alarm gibidir. Sorun, öfkenin varlığında değil; onu nasıl yönettiğimizde.   Kimi insanlar öfkesini dışa vurur, patlar ve sonra pişman olur. Kimileri ise susar, içine atar, yıllarca biriktirir. Sonra bir gün, en küçük şeyde taşar. Oysa öfke ne bastırılmayı ne de patlamayı sever. O, sadece duyulmak ister.   Öfkeyi yönetebilmek, aslında kendimizi tanımakla başlar. “Neden sinirlendim?” sorusunun cevabı, çoğu zaman “hangi sınırım ihlal edildi?” sorusuna çıkar. Çünkü öfke, bize nerede hayır diyemediğimizi, nerede görmezden gelindiğimizi gösterir.   Toplum olarak öfkeyi hep olumsuz bir güç gibi algıladık. Ama doğru şekilde yönlendirilen öfke, değişimin ve adaletin en güçlü kaynağıdır. Tarihte birçok toplumsal dönüşüm, insanların artık sessiz kalmadığı bir öfke anıyla başlamıştır. Belki de artık öfkelenmekten korkmayı bırakmalıyız. Çünkü bazen öfke, kendimize dönmenin ilk adımıdır. Önemli olan, o duyguyu bastırmadan ama kimseyi de incitmeden, kendimizi ifade edebilme cesaretini bulmak.
Ekleme Tarihi: 21 Ekim 2025 -Salı

Öfke: Görmezden Geldiğimiz Duygu

Öfke… Adını duyunca bile çoğumuzun yüzü ekşir. Çünkü bize çocukluktan beri “öfke kötü bir duygudur” denir. Bağırmak, sinirlenmek, karşı çıkmak hoş görülmez. Ama hiç düşündünüz mü, öfkeyi bu kadar bastırmamız neden?

Aslında öfke, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Haksızlığa uğradığımızda, değersiz hissettiğimizde ya da sınırlarımız ihlal edildiğinde ortaya çıkar. Yani öfke, bize bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veren bir alarm gibidir. Sorun, öfkenin varlığında değil; onu nasıl yönettiğimizde.

 

Kimi insanlar öfkesini dışa vurur, patlar ve sonra pişman olur. Kimileri ise susar, içine atar, yıllarca biriktirir. Sonra bir gün, en küçük şeyde taşar. Oysa öfke ne bastırılmayı ne de patlamayı sever. O, sadece duyulmak ister.

 

Öfkeyi yönetebilmek, aslında kendimizi tanımakla başlar. “Neden sinirlendim?” sorusunun cevabı, çoğu zaman “hangi sınırım ihlal edildi?” sorusuna çıkar. Çünkü öfke, bize nerede hayır diyemediğimizi, nerede görmezden gelindiğimizi gösterir.

 

Toplum olarak öfkeyi hep olumsuz bir güç gibi algıladık. Ama doğru şekilde yönlendirilen öfke, değişimin ve adaletin en güçlü kaynağıdır. Tarihte birçok toplumsal dönüşüm, insanların artık sessiz kalmadığı bir öfke anıyla başlamıştır.

Belki de artık öfkelenmekten korkmayı bırakmalıyız. Çünkü bazen öfke, kendimize dönmenin ilk adımıdır.

Önemli olan, o duyguyu bastırmadan ama kimseyi de incitmeden, kendimizi ifade edebilme cesaretini bulmak.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.