Fizyoterapist için hastanın ilk karşılaşma anı, yalnızca bir tanışma değil aynı zamanda kapsamlı bir gözlem sürecidir. Bu sürecin ilk basamağında inspeksiyon yer alır. İnspeksiyon hastaya dokunmadan, yalnızca gözlem yoluyla elde edilen değerli klinik bilgilere yer verir. Hasta kliniğe girdiği anda fizyoterapist, hastanın postürünü, vücut simetrisini, ağırlık aktarımını ve genel hareket kalitesini gözlemler. Yürüyüş paterni, adım uzunluğu, denge durumu ve yük dağılımı, altta yatan birçok problemin ilk ipuçlarını verir.
Hastanın oturup kalkma şekli; alt ekstremite kuvveti, eklem hareket açıklığı, denge ve koordinasyon hakkında önemli bilgiler sunar. Omuz seviyeleri, omurga eğrilikleri, baş-boyun pozisyonu ve pelvis hizalanması gibi postüral bulgular, sadece mevcut şikayeti değil, uzun süredir devam eden adaptasyonları da ortaya koyabilir.
Bu aşamada elde edilen veriler, hastanın yalnızca “neresinin ağrıdığına” değil, “neden ağrıdığına” odaklanmayı sağlar.
Değerlendirmenin asıl amacı, problemin gerçek kaynağını ortaya koymak ve vücudun bu probleme karşı geliştirdiği kompansasyon mekanizmalarını fark etmektir. Bu sayede hangi doku ya da dokuların etkilendiği daha net anlaşılır. Elde edilen tüm bu bilgiler, uygulanacak tedavi yöntemlerinin kişiye özel olarak ve doğru bir sırayla planlanmasını sağlar. Yetersiz veya yüzeysel yapılan bir değerlendirme, yanlış egzersiz seçimine, tedavinin uzamasına hatta semptomların artmasına neden olabilir. Bu nedenle değerlendirme, tedaviden ayrı bir aşama değil tedavinin kendisi olarak kabul edilmelidir.