Fizyoterapi de amaç sadece eğriliği azaltmak değil aynı zamanda kişinin postürünü düzeltmek, kas dengesini sağlamak ve günlük yaşam aktivitelerindeki kaliteyi artırmaktır. Bu noktada klinik pilates oldukça etkili bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Klinik pilates, klasik pilatesten farklı olarak fizyoterapist eşliğinde, kişiye özel planlanan bir egzersiz yaklaşımıdır. Kişinin skolyozunun yönüne, derecesine ve kas dengesine göre egzersiz programı oluşturulur. Bu da tedaviyi daha hedefe yönelik hale getirir.
Skolyozda genellikle omurganın bir tarafındaki kaslar daha kısa ve gergin, diğer tarafındaki kaslar ise daha zayıf olur. Klinik pilates burada devreye girerek zayıf kasları güçlendirmeyi, kısalmış kasları ise esnetmeyi hedefler. Özellikle “core” dediğimiz karın ve sırt kaslarının aktif çalıştırılması, omurganın daha stabil hale gelmesini sağlar.
Bir diğer önemli nokta da postür farkındalığıdır. Skolyozlu bireyler çoğu zaman yanlış duruşlarını fark etmezler. Klinik pilates egzersizleri sırasında verilen sözlü ve dokunsal geri bildirimler sayesinde kişi kendi duruşunu tanımaya başlar. Bu farkındalık günlük hayata da yansır.
Solunum da bu işin önemli bir parçasıdır. Skolyozda göğüs kafesi asimetrik olduğu için solunum da etkilenebilir. Klinik pilateste kullanılan kontrollü nefes teknikleri sayesinde hem akciğer kapasitesi desteklenir hem de egzersizlerin etkinliği artar.
Klinik pilatesin düzenli uygulanmasıyla birlikte birçok hastada ağrının azaldığı, duruşun daha düzgün hale geldiği ve kas dengesinin iyileştiği gözlemlenir. Düzenli ve doğru program ile ilerlemek gerekir.
Klinik pilates, skolyoz tedavisinde tek başına tedavi edici bir yöntem değildir ama doğru hasta, doğru program ve doğru uygulama ile oldukça etkili bir destekleyici tedavi yöntemidir. Akut dönemde başlanırsa, ilerlemeyi yavaşlatma ve postürü düzeltme açısından bireye önemki katkılarda bulunur.