İHMAL EDİLEN DUYGULARIN BUGÜNÜ DEĞERSİZLİK
Değersizlik duygusu çoğu zaman “ben yetersizim” düşüncesiyle başlamaz. Bir kişilik özelliği değil, daha çok kurduğumuz ilişkilerin bir sonucudur.
Görülmediğimiz, duyulmadığımız, anlaşılmadığımız ve emeğimizin fark edilmediği anlarda sessizce yerleşir; zamanla bireyi içten içe tüketir.
Duyguların önemsenmemesi, bir mesaja uzun süre cevap verilmemesi, birlikte geçirilen zamanın giderek azalması ya da “abartıyorsun”, “çok takıyorsun” gibi cümlelerle kişinin yaşadığının küçümsenmesi, değersizlik hissinin günlük hayattaki en yaygın örneklerindendir.
Bu his çoğu zaman çocukluk deneyimleriyle birlikte şekillenir ve yetişkinlikte kurulan ilişkilerde kendini yeniden gösterir.
Çocukken ihtiyaçları ertelenen birey, büyüdüğünde de geri plana atılmayı olağan görebilir. Oysa sorunsuz ilişki yoktur; önemli olan sorun çıktığında değerin geri çekilmemesidir. İlgiyi kesmek ya da mesafe koymak bir çözüm değil, değersizlik duygusunu derinleştiren bir davranıştır.
Unutmamak gerekir ki her insanın değeri, başkasının ilgisine göre azalmaz ya da artmaz; birey kendi değerini fark ettikçe ve korudukça, ilişkiler de bu değere uyum sağlamaya başlar.