Suça sürüklenen çocukların temelinde çoğu zaman bireysel bir bozukluk ya da “kötü niyet” değil, çocuğun yetiştiği aile ortamında karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar yer alır.
Aile, çocuğun dünyayı algıladığı ilk ve en güçlü alandır. Bu alanda yaşanan her aksaklık, çocuğun iç dünyasında ve davranışlarında iz bırakır.
Ailenin Rolü: Görülmeyen Ama Belirleyici Etken
Güvenli bağlanmanın kurulamadığı ailelerde çocuk, kendisini güvende hissetmez. İlgisiz, tutarsız ya da aşırı otoriter ebeveyn tutumları; çocuğun sınır algısını ve kendini kontrol becerisini zayıflatır.
Bir yandan sınır koymayan, diğer yandan sert cezalar uygulayan aile yapıları, çocukta kafa karışıklığı ve öfke yaratır. Bu öfke zamanla davranış problemleri ve suça yönelim şeklinde ortaya çıkabilir.
Aile içinde yaşanan şiddet, sürekli çatışma, madde kullanımı, ebeveynlerin kendi ruhsal sorunları ve iletişim eksikliği; çocuğun normal gelişimini sekteye uğratır.
Çocuk, sorunların konuşularak değil güç kullanılarak çözüldüğünü öğrenir. Bu öğrenme, çocuğun dış dünyadaki ilişkilerine de aynen yansır.
Bir diğer önemli nokta duygusal ihmaldir. Fiziksel ihtiyaçları karşılanan ama duyguları fark edilmeyen çocuk, zamanla kendini değersiz hisseder.
“Abartıyorsun”, “erkek adam ağlamaz”, “sus artık” gibi cümleler; çocuğa duygularının kabul edilmediğini öğretir. Duygularını tanıyamayan ve ifade edemeyen çocuk, onları davranış yoluyla dışa vurur.
Önlenmesi İçin Ne Gerekir?
Suça sürüklenmenin önlenmesi için aileyle çalışmak vazgeçilmezdir. Çocuğa yönelik her müdahale, aileyi dışarıda bıraktığında eksik kalır.
Ailelerin çocuk gelişimi, sınır koyma, sağlıklı iletişim ve duygu düzenleme konularında desteklenmesi gerekir.
Ebeveynlerin kendi öfke, stres ve problem çözme becerilerini fark etmeleri; çocuğun da bu becerileri öğrenmesini sağlar.
Ayrıca aile–okul iş birliği güçlendirilmeli, risk altındaki çocuklar erken dönemde belirlenerek psikolojik destek süreçlerine yönlendirilmelidir.
Aile içinde güvenli, öngörülebilir ve sevgi temelli bir ortam oluşturulduğunda, çocuğun suça yönelme ihtiyacı belirgin şekilde azalır.
Sonuç olarak, suça sürüklenen çocukları anlamak; yalnızca çocuğa bakmak değil, ailenin sunduğu ya da sunamadığı duygusal zemini görmekle mümkündür.
Çocuk değişebilir; ancak bu değişimin en güçlü anahtarı, ailesiyle birlikte yürütülen destekleyici süreçlerdir.