Bir gün sevdiğin insanın sesini son kez duyacağını bilmeden konuşuyorsun…
Son kez “kendine dikkat et” dediğini, son kez sarıldığını, son kez gözlerinin içine baktığını bilmeden…
İnsan en çok bunu kaldıramıyor.
Bir vedaya hazır olamadan ayrılmayı…
Şimdi onsuz geçen her gün, biraz daha eksik.
Sanki dünya dönüyor ama senin hayatın bir yerde durmuş gibi…
Herkes yaşamaya devam ederken sen, onun gittiği o günde kalmışsın gibi…
Bazen gece yarısı uyanıyorsun.
Bir anlığına her şey rüyaymış sanıyorsun.
Elin telefona gidiyor… Sonra hatırlıyorsun.
Artık arayamayacağını…
Sesini duyamayacağını…
“Ben buradayım” diyemeyeceğini…
İşte insanın içi tam orada parçalanıyor.
Çünkü bazı insanlar ölünce toprağa gömülmüyor sadece…
Onlarla birlikte senin gülüşün, heyecanın, yaşama sevincin de gömülüyor.
Bir kahve içerken…
Bir şarkı duyunca…
Yolda ona benzeyen birini görünce…
Kalbin hâlâ onu arıyor.
Ve kimse bilmiyor…
Güçlü görünmeye çalışan insanların, geceleri sessizce nasıl dağıldığını…
Fotoğraflarına bakıp ağlamamaya çalışıyorsun.
Ama bir insanın yokluğunu hiçbir şey dolduramıyor.
Çünkü aşk alışkanlık değilmiş…
Birinin nefesini kendi hayatın gibi benimsemekmiş.
Şimdi herkes “zamanla geçer” diyor.
Ama geçmiyor…
Sadece acın seninle yaşamayı öğreniyor.
Ve bazı insanlar vardır…
Ölürler ama senden hiç gitmezler.
Çünkü gerçek aşkın mezarı olmaz.
Sadece kalbinin içinde hiç kapanmayan bir yeri olur…
İnsan en çok bunu kaldıramıyor.
Bir vedaya hazır olamadan ayrılmayı…
Şimdi onsuz geçen her gün, biraz daha eksik.
Sanki dünya dönüyor ama senin hayatın bir yerde durmuş gibi…
Herkes yaşamaya devam ederken sen, onun gittiği o günde kalmışsın gibi…
Bazen gece yarısı uyanıyorsun.
Bir anlığına her şey rüyaymış sanıyorsun.
Elin telefona gidiyor… Sonra hatırlıyorsun.
Artık arayamayacağını…
Sesini duyamayacağını…
“Ben buradayım” diyemeyeceğini…
İşte insanın içi tam orada parçalanıyor.
Çünkü bazı insanlar ölünce toprağa gömülmüyor sadece…
Onlarla birlikte senin gülüşün, heyecanın, yaşama sevincin de gömülüyor.
Bir kahve içerken…
Bir şarkı duyunca…
Yolda ona benzeyen birini görünce…
Kalbin hâlâ onu arıyor.
Ve kimse bilmiyor…
Güçlü görünmeye çalışan insanların, geceleri sessizce nasıl dağıldığını…
Fotoğraflarına bakıp ağlamamaya çalışıyorsun.
Ama bir insanın yokluğunu hiçbir şey dolduramıyor.
Çünkü aşk alışkanlık değilmiş…
Birinin nefesini kendi hayatın gibi benimsemekmiş.
Şimdi herkes “zamanla geçer” diyor.
Ama geçmiyor…
Sadece acın seninle yaşamayı öğreniyor.
Ve bazı insanlar vardır…
Ölürler ama senden hiç gitmezler.
Çünkü gerçek aşkın mezarı olmaz.
Sadece kalbinin içinde hiç kapanmayan bir yeri olur…