Bence bir ilişkide, bildiğimden değil hissettiğimden söylüyorum, ihtiyacınız olan üç şey var. Dört değil. Altını çizerek söylüyorum: sevgi, saygı ve empati.
Empati dediğimiz şey o kadar dolu, o kadar güzel bir kelime ki… Sevginiz varsa, saygınız varsa, empatiniz varsa hiç korkmayın, hiç arkanıza bakmayın. O sizi uzun yıllar götürür; hem de çok sağlıklı bir şekilde götürür.
Ama fedakârlık dediğimiz şeyin içi çok karışık. Fedakârlık eden insanların çoğunda o fedakârlığın bir sınırı yoktur. Bizde biraz da kahramanlık duygusu vardır ya; “Hadi bunu da yapayım, bunun için de bunu yapayım, biraz daha alkış alayım, mükemmel insan rolüne bürünebilirim…” deriz. İşte tam orada işler karışıyor.
Fedakârlığın dozunu kaçıran insan sonunda sevgiyi de, saygıyı da, empatiyi de kaybediyor. Çünkü artık ona bir ilişki değil, bir kölelik vaat ediliyor. Ve burada ilişki derken; sevgililik, arkadaşlık, dostluk, evlilik… Kısacası ilişki çatısı altında toplanan bütün birlikteliklerden bahsediyorum.
Karşınızdaki insan size adeta şunu söylüyor:
“Senin bu ilişkideki pozisyonun fedakâr insan olmak. Fedakâr olman yeter. Bana fedakârlık yap, başka bir şey olmana gerek yok.”
Ne kadar çirkin, ne kadar kötü bir şey…
İşte bu yüzden fedakârlık; sevgiyi de, saygıyı da kaybettirebilen, içi oldukça karmaşık bir kavram. Ama içi gerçekten dolu olan muazzam bir şey var; o da empati.
Empati ne biliyor musunuz?
Bir ilişkide ne yapmanız gerektiğini bilmiyor olabilirsiniz. Bu çok normal. Ama empati, size neyi yapmamanız gerektiğini çok güzel öğretir.
O yüzden ilişkilerde önemli olan ne yapacağını bilmek değil, ne yapmaman gerektiğini bilmektir.
Hani derler ya; “Haklı olmak değil, mutlu olmak önemlidir.”
Bence hayatımızda haklı ya da haksız diye adlandıracağımız şeyler çok fazla olmasın. Sadece mutlu olalım. Zaten geldik ve gideceğiz.
Ama öyle çok büyük mutluluklar da değil… Küçük küçük mutluluklar olsun. Ufak tefek problemlerimiz olsun ki zihnimiz çalışsın. Sürekli sorunsuz bir hayat da bana çok sağlıklı gelmiyor.
Üstesinden gelebileceğimiz sorunlarımız olsun. Zihnimize antrenman yaptıracak, bizi geliştirecek tatlı sorunlar…
Onlarla da ilgilenebiliriz.
O yüzden sadece mutlu olalım. Küçük tatlı mutluluklarımız olsun. Mutlu hücrelerimiz olsun.
Ben saatlerce konuşamam, sıkılırım. Saatlerce konuşmam için gerçekten sinirlenmiş olmam gerekir. Ancak o zaman durmadan konuşabilirim.
Onun dışında dinlemeyi daha çok seviyorum.
Birilerini dinlediğimde, onu anladığımdan emin olduğumda, ne hissettiğini hissetmeye çalıştığımda aldığım haz; konuşmaktan çok daha büyük.
Çünkü hepimiz hayatta benzer olaylar yaşıyoruz. Hepimizin başına benzer şeyler geliyor. Ama hepimizin onları göğüsleme şekli birbirinden farklı.
Bize öğretilenlerden çok, hissettiklerimizle müdahale ediyoruz kendimize, hayatımıza ve yaşadığımız olaylara.
Bu yüzden aynı olay karşısında verdiğimiz tepkiler de farklı oluyor.
Hepimiz benzer şeyler yaşasak da ben hep şunu merak ediyorum:
“Acaba o ne hissetti?”
İnsanların ne hissettiğini anlamaya çalışmak bana büyük bir haz veriyor. Bu yüzden dinlemek daha güzel geliyor bana.
Ve dost olmak için fiziksel olarak bir arada olmak gerektiğini düşünmüyorum.
Bazı anları yan yana yaşamış olmak da şart değil.
Belki uzaktan dostluk diye bir şey vardır.
Belki yoktur.
Belki de ben uyduruyorumdur.
Ama olsun, hadi uzaktan dostluk diye bir şey olsun.
Nedir bu?
Siz benim hep iyi olmamı istiyorsunuz, ben de sizin hep iyi olmanızı istiyorum.
Sırtınızda taşıdığınız sıkıntılar varsa onlardan kurtulun istiyorum. Hayalleriniz, hedefleriniz varsa onlara doğru yürüyebilin istiyorum.
Hayatınıza, ruhunuza iyi gelecek şeyler çıksın karşınıza istiyorum.
Ve herhangi birinin bir şeyi olmadan önce, kendiniz olabilmenin hazzını yaşayarak hayatınızı sürdürmenizi istiyorum.
Çünkü insan önce kendisi olabildiğinde, sonrasında istediği birçok şey zaten oluyor.
Bu saydıklarımın hepsini sizin de benim için istediğinizi biliyorum.
Birbirimiz için güzel şeyler arzu ediyoruz.
Bakınca bence bayağı da dostuz aslında.
Allah sizi bu dünyaya hayran olasınız diye değil, hayran olunasınız diye gönderdi.
Çünkü hepiniz kusursuz parçaların bir bütünüsünüz.
Yeryüzündeki bütün canlılar gibi…
Benim için siz; iyiliği de kötülüğü de bilen ama iyi olmayı tercih eden taraftasınız.
O yüzden asıl ben size hayranım.
Son söyleyeceğim şeyi yine kalpten söyleyeceğim:
Diliyorum ki hepinizin hayatı, hayallerinizden daha güzel olsun.
İyi ki varsınız…