Günümüzün dijital dünyasında, sosyal medya neredeyse hayatımızın merkezine oturdu. Instagram’da paylaşılan fotoğraflar, TikTok videoları ve beğeni sayıları artık sadece eğlence aracı değil; pek çok kişinin özdeğerini ölçtüğü birer gösterge haline geldi. Peki, neden kendimizi sürekli başkalarıyla kıyaslıyor ve beğenilme ihtiyacımız giderek artıyor?
Bu durumun temelinde “sosyal karşılaştırma” ve dopamin döngüsü yer almaktadır. İnsan beyni, başkalarının başarılarını ve görünümlerini gözlemleyerek kendi değerini ölçme eğilimindedir. Sosyal medyada gördüğümüz kusursuz hayatlar çoğu zaman gerçek olmayan bir standart sunuyor. Her beğeni ve yorum, beynimizde küçük bir ödül etkisi yaratıyor; tıpkı bir oyun kazanmış gibi mutluluk hissi uyandırıyor. Ancak bu ödül kısa sürüyor ve kişi, bir sonraki paylaşımıyla aynı dopamin artışını tekrar arıyor. Sonuç olarak doyumsuzluk, kaygı ve sürekli kıyaslama döngüsü yaşıyor.
Bu durum, özellikle gençlerde özdeğer ve özgüven sorunlarını artırabiliyor. Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslayan birey, başarılarını küçümseme, eksiklik hissi yaşama ve bazen de sosyal kaygı geliştirme eğiliminde oluyor. Sosyal medyada geçirilen sürenin uzunluğunun, özdeğer ve ruh hâli üzerinde doğrudan etkisi vardır. Araştırmalar, ekran başında fazla zaman geçirmenin yalnızlık ve depresyon riskini artırabileceğini gösteriyor.
Bilinçli dijital kullanım, bu döngüyü kırmak için kritik bir adım. Beğeni sayısını temel başarı ölçütü olarak görmek yerine, kendi hedeflerini ve değerlerini belirlemek, dijital detoks yapmak ve sosyal medyayı kontrollü kullanmak, sağlıklı özdeğer gelişimi için önem taşıyor. Küçük ama etkili bir strateji de, sosyal medya kullanımını günün belirli saatleriyle sınırlamak ve pozitif içeriklerle etkileşime girmek.
Unutulmamalı ki sosyal medya bir araçtır; değerimizi belirleyen tek gösterge değildir. Kendi başarılarımız, ilişkilerimiz ve kişisel gelişimimiz, beğeni sayılarına bağlı olmayan gerçek ölçütlerdir. Özdeğerimizi güçlendirmek için ilk adım, ekranın karşısında değil, kendi içimizde başlamalıdır. Kendimize karşı nazik olmak, başarılarımızı kutlamak ve küçük ilerlemelerin bile farkına varmak, dijital çağın karmaşasında ruhsal sağlığımızı korumamıza yardımcı olur.
Anasayfa
Yazarlar
Zeynep Koyunbakan - Öğr.Psk.
Yazı Detayı
Bu yazı 500 kez okundu.
SOSYAL MEDYA VE ÖZDEĞER
Günümüzün dijital dünyasında, sosyal medya neredeyse hayatımızın merkezine oturdu. Instagram’da paylaşılan fotoğraflar, TikTok videoları ve beğeni sayıları artık sadece eğlence aracı değil; pek çok kişinin özdeğerini ölçtüğü birer gösterge haline geldi. Peki, neden kendimizi sürekli başkalarıyla kıyaslıyor ve beğenilme ihtiyacımız giderek artıyor?
Bu durumun temelinde “sosyal karşılaştırma” ve dopamin döngüsü yer almaktadır. İnsan beyni, başkalarının başarılarını ve görünümlerini gözlemleyerek kendi değerini ölçme eğilimindedir. Sosyal medyada gördüğümüz kusursuz hayatlar çoğu zaman gerçek olmayan bir standart sunuyor. Her beğeni ve yorum, beynimizde küçük bir ödül etkisi yaratıyor; tıpkı bir oyun kazanmış gibi mutluluk hissi uyandırıyor. Ancak bu ödül kısa sürüyor ve kişi, bir sonraki paylaşımıyla aynı dopamin artışını tekrar arıyor. Sonuç olarak doyumsuzluk, kaygı ve sürekli kıyaslama döngüsü yaşıyor.
Bu durum, özellikle gençlerde özdeğer ve özgüven sorunlarını artırabiliyor. Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslayan birey, başarılarını küçümseme, eksiklik hissi yaşama ve bazen de sosyal kaygı geliştirme eğiliminde oluyor. Sosyal medyada geçirilen sürenin uzunluğunun, özdeğer ve ruh hâli üzerinde doğrudan etkisi vardır. Araştırmalar, ekran başında fazla zaman geçirmenin yalnızlık ve depresyon riskini artırabileceğini gösteriyor.
Bilinçli dijital kullanım, bu döngüyü kırmak için kritik bir adım. Beğeni sayısını temel başarı ölçütü olarak görmek yerine, kendi hedeflerini ve değerlerini belirlemek, dijital detoks yapmak ve sosyal medyayı kontrollü kullanmak, sağlıklı özdeğer gelişimi için önem taşıyor. Küçük ama etkili bir strateji de, sosyal medya kullanımını günün belirli saatleriyle sınırlamak ve pozitif içeriklerle etkileşime girmek.
Unutulmamalı ki sosyal medya bir araçtır; değerimizi belirleyen tek gösterge değildir. Kendi başarılarımız, ilişkilerimiz ve kişisel gelişimimiz, beğeni sayılarına bağlı olmayan gerçek ölçütlerdir. Özdeğerimizi güçlendirmek için ilk adım, ekranın karşısında değil, kendi içimizde başlamalıdır. Kendimize karşı nazik olmak, başarılarımızı kutlamak ve küçük ilerlemelerin bile farkına varmak, dijital çağın karmaşasında ruhsal sağlığımızı korumamıza yardımcı olur.
Ekleme
Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi
SOSYAL MEDYA VE ÖZDEĞER
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.