Gelişmiş batı toplumlarının var ettiği endüstrileşme ve günümüzde dayanan haliyle modernleşme sürecinden önce toplumsal birliktelik, bir arada olma ve gruplaşma olgusu insanın yaşamında her alanda var ediyordu kendini ve birey bu birliktelik ve aidiyet duygusunu hem dışsal hem de içsel dünyasında var edip yaşamaktaydı.
Modern zaman kavramıyla birlikte toplumu yaratan; bir arada olma, bir yere, gruba, zamana ve mekana ait olmak, bireylerin birbirine iyi gelme, yaşadıkları sorunlara ortak çözümler üretme, ortak akıl ve duyguların paylaşılması günümüzde yaşantıda artık yer edinmiyor kendine malesef.
Bunun yerine daha çok NARSİST bir karaktere dayalı; bireysel, toplumsallıktan izole olmuş ve yaşamı sürekli bir yarış ve hep bir yerlere varma olarak gören, daha fazla kazanç karakterini alan bireyler yaratılmıştır bugün.
Bugün evet; şehirler, sokaklar, kafeler ve sosyal medya platformları birer insan kalabalığına dönüşmüş durumda olabilir, hepimiz kendimizi bir grupta, farklı amaçlar için birleşmiş bir toplulukta görebiliriz fakat hislerimizde oo.
YALNIZLIK, YALNIZ OLMAK" boşluğu git gide büyüyor. Modern çağın en büyük vebası belki de bu olabilir: KALABALIKLAR İÇERİSİNDEKİ YALNIZLIK HİSSİ...
Yalnızlık tek başına olmakla aynı şey değildir. Yalnızlık, bir kişinin sosyal etkileşim arzuladığı ancak buna erişemediği zaman yaşadığı zihinsel ve duygusal rahatsızlıktır.
Yalnızlık tek başına olmakla aynı şey değildir. Yalnızlık, bir kişinin sosyal etkileşim arzuladığı ancak buna erişemediği zaman yaşadığı zihinsel ve duygusal rahatsızlıktır.
İnsanlar tek başına olabilir ancak yalnızlığı hissetmeyebilir ya da tam tersine kalabalıkların içerisinde bile yalnızlığı iliklerine kadar hissedersiniz.
Yalnızlık deneyimi beyin görüntüleme, kan basıncı analizi, stres hormonları ve davranışlar gibi sofistike yöntemlerle incelendiğinde insanların fizyolojik ve psikolojik olarak kültürel varsayımlarımızın ötesinde ne kadar birbirine bağlı ve bağımlı olduklarını gösterir.
Yalnızlık deneyimi beyin görüntüleme, kan basıncı analizi, stres hormonları ve davranışlar gibi sofistike yöntemlerle incelendiğinde insanların fizyolojik ve psikolojik olarak kültürel varsayımlarımızın ötesinde ne kadar birbirine bağlı ve bağımlı olduklarını gösterir.
Ayrıca yalnızlık hem bireysel hem de toplumsal refah açısından önemli olumsuz sonuçlar doğurabilir;
Uzun süreli yalnızlık bireyde depresyon, anksiyete, kalp hastalıkları ve hatta erken ölüm riskini arttırabilir. Yalnızlığın yaygın olduğu toplumlarda ise sosyal uyum ve güven azalabilir.
Bu da toplumsal bağların zayıflamasına ve toplumsal birlikteliğin gücünün azalmasına yol açabilir.