Eskilerde dikkat farkında olmadığımız bir gücümüzdü. Saatlerce kitap okuyabilir, çevremizdekilerle akıcı sohbet edebilir, tek bir işle meşgul olabilir ya da işimizi ertelemeden zamanında bitirebilirdik.
Şimdi ise odaklanmak hepimiz için zorlu bir görev haline geldi. Teknoloji gelişti ve sosyal medya hayatımızın merkezi oldu. Zihnimiz sürekli bir akışın içerisinde sürüklendi. Kim ne yapmış ne yemiş nereye tatile gitmiş kaydırdık ve hepsini takip ettik. Zamanımızı başkalarının hayatını takip etmekle harcadık bir de üstüne dikkatimizi kaybettik. Kaybolan dikkatle kendi hayatımızdaki sorumlulukları yerine getirememeye başladık. Sahip olduğumuz şeyler için şükran duymadık ve her kaydırmamızda daha fazlasını istedik.
Odağımız kendi hayatımız dışında başkalarının hayatıyla meşgul olmaya başladı. Kısa ve hızlı videolara alıştık bir filmi bitirmek, bir kitabı okumak ya da derin sohbetler kurmak zor geldi. Çünkü beynimiz alıştığı şeye adapte oldu.
Odağımız aslında kaybolmadı sadece yön değiştirdi. Dikkat eğitilebilir bir beceri olduğu için odağımızı neye vereceğimizi yönlendirebiliriz. Bunun için sosyal medyada geçirdiğimiz zamana kısıtlamalar koyabilir sosyal medyada geçireceğimiz süre yerine kendimize dikkat gerektirecek meşguliyetler yaratabiliriz. Kaydırmak küçük ve önemsiz bir hareket gibi görülebilir. Ancak tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşür. Alışkanlıklardan vazgeçmek zordur. Kendimize gerçekten neye odaklanmak istediğimizi sormak kaybettiğimiz odağı geri kazanmaya başlamamıza öncüdür. Psikolog Ecehan Demirtaş