"’Hocam, ben dağınık değilim; eşyalarımın özgürlük anlayışı biraz geniş.’’ DEHB tanısı alan yetişkinlerde buna benzer cümleleri sık duyarız. Gerçekten de birçok kişi için kaybolan anahtarlar, unutulan randevular, yarım kalmış işler ve bir türlü düzenlenemeyen çekmeceler günlük yaşamın sıradan bir parçası haline gelebilir.
Öncelikle DEHB’nin ne olduğuna kısaca değinelim. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkat sürdürme, dürtü kontrolü ve organizasyon becerilerinde güçlüklerle seyreden, çocuklukta başlayıp erişkinlikte de devam edebilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Her DEHB’li birey hareketli ya da hiperaktif görünmeyebilir; özellikle yetişkinlerde unutkanlık, erteleme, zaman yönetiminde zorlanma ve dağınıklık daha belirgin belirtiler arasında yer alabilir.
Ancak şunu vurgulamak gerekli; DEHB’de görülen dağınıklık, karakter kusuru ya da irade eksikliği değildir.
Bilimsel açıdan bakıldığında sorunun kaynağı, beynin ‘’yönetici işlevler’’ olarak adlandırılan sistemlerindeki farklılıklardır. Yönetici işlevler; planlama, organize olma, öncelik belirleme, zamanı yönetme ve bir görevi sonuna kadar sürdürebilme becerilerini içerir. DEHB’de bu alanlarda yaşanan zorluklar, kişinin dışarıdan dağınık görünmesine sebep olur.
Aslında birçok DEHB’li birey düzenin değerini çok iyi bilir. Hatta bazen düzen konusunda çevresindeki insanlardan daha fazla çaba gösterir. Sorun düzen kuramamak değil, kurulan düzeni sürdürebilmektir.
Bu nedenle sıklıkla şu paradoks ortaya çıkar:
Bir gün büyük bir motivasyonla çalışma masası düzenlenir, dosyalar etiketlenir, çekmeceler ayrılır, telefon uygulamaları indirilir.
İki hafta sonra ise o mükemmel sistemin nerede olduğu bilinmemektedir.
Bazen düzen için satın alınan organizasyon kutularını organize etmek bile ayrı bir proje haline gelir.
Bu durumun nedeni isteksizlik değil, DEHB beyninin çalışma biçimidir. Beyin yeni ve ilgi çekici görevlerde yüksek performans gösterebilirken, rutin işleri sürdürmekte zorlanabilir. Düzen kurmak heyecan vericidir; düzeni korumak ise çoğu zaman değildir.
Peki bu dağınıklık toparlanabilir mi?
Kısa cevap: Evet.
Uzun cevap: Evet, ancak sihirli bir şekilde değil.
Araştırmalar; uygun tedavi, psikoeğitim, bilişsel davranışçı yaklaşımlar ve çevresel düzenlemelerle DEHB belirtilerinin ölçüde yönetilebildiğini göstermektedir. Özellikle organizasyon becerileri üzerinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir.
Burada yapılan en büyük hata, DEHB’li bireylerden nörotipik bir beynin çalışma şeklini beklemektir.Örneğin bazı kişiler için on farklı klasörden oluşan ayrıntılı bir dosyalama sistemi ideal olabilir. DEHB’li biri için ise tek bir kutunun üzerine ‘’önemli evraklar’’ yazmak çok daha etkili sonuç verebilir.
Çünkü DEHB’de başarı çoğu zaman karmaşık çözümlerden değil, basit ve sürdürülebilir sistemlerden gelir.
Psikiyatri pratiğinde yıllar içinde şunu gözlemliyoruz:
Dağınıklık azaldıkça yalnızca evler değil, insanların kendileriyle ilişkileri de toparlanıyor.
Çünkü mesele yalnızca kaybolan eşyalar değildir. Sürekli unutmak, sürekli yetişememek ve sürekli eleştirilmek kişinin özgüvenini de aşındırır. Birçok yetişkin DEHB hastası yıllarca ‘’düzensiz’’, ‘’sorumsuz’’ veya ‘’dikkatsiz’’ olarak tanımlamanın yükünü taşır.
Oysa doğru tanı ve uygun destekle DEHB’deki dağınıklık büyük ölçüde yönetilebilir ve azaltılabilir.
Sonuç olarak DEHB’deki dağınıklık yalnızca dağınıklık değildir; beynin organizasyon sistemlerinde yaşanan güçlüklerin görünür yüzüdür.
Bu nedenle çözüm de daha fazla eleştirmekten değil, doğru stratejiler geliştirmekten geçer. Çünkü bazen hayatı değiştiren mükemmel bir düzen kurmak değil, sürdürebilir bir düzen kurabilmektir. Ve DEHB’li bireyler için gerçek başarı tam da burada başlar.
Uzm. Dr. Özge GÜL GELİRGÜN
Psikiyatrist/ Psikoterapist
Narlıdere/izmir