Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Leman Memmedli-Psk.
Köşe Yazarı
Leman Memmedli-Psk.
 

Öfkeyi Anlamak

  Öfke çoğu zaman kontrol edilmesi gereken, olumsuz bir duygu olarak görülür. Toplum bize küçük yaşlardan itibaren “sinirlenme”, “öfkeni bastır”, “sabırlı ol” gibi mesajlar verir. Fakat bastırılan öfke yok olmaz, sadece yön değiştirir. İçimizde birikir, bedenimize yansır, ilişkilerimizde soğukluk veya uzaklık olarak kendini gösterir. Oysa öfke, düşündüğümüz kadar zararlı değildir; doğru şekilde anlaşıldığında, aslında bizi korumaya çalışan bir duygudur. Bir psikolog olarak gözlemim şu: öfke bir düşman değil, bir habercidir. İçimizde “bir şey yanlış gidiyor” diyen bir alarm gibidir. Nasıl ki bedenimizdeki ağrı bir yara olduğunu gösterir, öfke de duygusal bir ihlalin sinyalidir. Sorun öfkenin kendisinde değil, onunla kurduğumuz ilişkidedir. Genellikle iki uçta yaşarız: bastırırız ya da patlarız. Bastırdığımızda, öfke içimizde birikir ve zamanla bedensel rahatsızlıklara veya depresif duygulara dönüşür. Patladığımızda ise, çoğu zaman pişmanlık ve suçluluk hissiyle baş başa kalırız. Oysa yapılması gereken şey, öfkeyi bastırmak ya da dışa taşırmak değil; anlamak ve dönüştürmektir. Öfkelendiğinde ilk olarak kendine zaman tanı. Derin bir nefes al, birkaç dakika sessiz kal, gerekirse ortamdan uzaklaş. Çünkü öfke anında beynin düşünme merkezi geçici olarak devre dışı kalır, bu nedenle hemen tepki vermek zarar getirebilir. Kendine şöyle sorabilirsin: “Ben şu anda neye öfkeliyim?” Bu sorunun cevabını bulmak önemlidir çünkü öfke çoğu zaman sadece öfke değildir. Onun altında incinme, değersizlik, duyulmama veya haksızlığa uğrama hissi vardır. Bu farkındalıktan sonra öfkeni sağlıklı biçimde ifade etmeye çalış. Suçlayıcı cümleler yerine duygunu açık ama saygılı biçimde dile getirebilirsin. “Sen hep böylesin” yerine “Bu davranışın beni kırıyor” demek hem seni hem karşındakini korur. “Ben dili”ni kullanmak sağlıklı iletişimin en etkili yollarından biridir. Bazen öfkenin enerjisi o kadar güçlüdür ki sadece konuşmak yetmez. Böyle anlarda bedeni devreye sokmak faydalıdır. Tempolu yürüyüş, nefes egzersizi, dans, spor gibi fiziksel aktiviteler vücuttaki gerginliği azaltır. Bedende rahatlama oldukça zihin de sakinleşir. Öfkeyi fark ettikten sonra onu taşımaya gerek yoktur. Günlerce içimizde tutmak hem bedeni hem ruhu yorar. Duygular konuşularak, yazılarak, hatta sadece fark edilerek bile dönüşebilir. Bu dönüşüm, öfkenin seni yönetmesini değil, senin öfkeni yönetmeni sağlar. Eğer öfke çok sık tekrarlanıyorsa veya kontrolsüz bir hal alıyorsa, bu durumda altta daha derin duygusal nedenler olabilir. Öfke "saldır" demek için değil, “kendini koru” demek için vardır. Bazen en sakin insan bile öfkelendiğinde sadece “artık yeter” diyordur.  
Ekleme Tarihi: 31 Ekim 2025 -Cuma

Öfkeyi Anlamak

 

Öfke çoğu zaman kontrol edilmesi gereken, olumsuz bir duygu olarak görülür. Toplum bize küçük yaşlardan itibaren “sinirlenme”, “öfkeni bastır”, “sabırlı ol” gibi mesajlar verir. Fakat bastırılan öfke yok olmaz, sadece yön değiştirir. İçimizde birikir, bedenimize yansır, ilişkilerimizde soğukluk veya uzaklık olarak kendini gösterir. Oysa öfke, düşündüğümüz kadar zararlı değildir; doğru şekilde anlaşıldığında, aslında bizi korumaya çalışan bir duygudur.

Bir psikolog olarak gözlemim şu: öfke bir düşman değil, bir habercidir. İçimizde “bir şey yanlış gidiyor” diyen bir alarm gibidir. Nasıl ki bedenimizdeki ağrı bir yara olduğunu gösterir, öfke de duygusal bir ihlalin sinyalidir.

Sorun öfkenin kendisinde değil, onunla kurduğumuz ilişkidedir. Genellikle iki uçta yaşarız: bastırırız ya da patlarız. Bastırdığımızda, öfke içimizde birikir ve zamanla bedensel rahatsızlıklara veya depresif duygulara dönüşür. Patladığımızda ise, çoğu zaman pişmanlık ve suçluluk hissiyle baş başa kalırız. Oysa yapılması gereken şey, öfkeyi bastırmak ya da dışa taşırmak değil; anlamak ve dönüştürmektir.

Öfkelendiğinde ilk olarak kendine zaman tanı. Derin bir nefes al, birkaç dakika sessiz kal, gerekirse ortamdan uzaklaş. Çünkü öfke anında beynin düşünme merkezi geçici olarak devre dışı kalır, bu nedenle hemen tepki vermek zarar getirebilir. Kendine şöyle sorabilirsin: “Ben şu anda neye öfkeliyim?” Bu sorunun cevabını bulmak önemlidir çünkü öfke çoğu zaman sadece öfke değildir. Onun altında incinme, değersizlik, duyulmama veya haksızlığa uğrama hissi vardır.

Bu farkındalıktan sonra öfkeni sağlıklı biçimde ifade etmeye çalış. Suçlayıcı cümleler yerine duygunu açık ama saygılı biçimde dile getirebilirsin. “Sen hep böylesin” yerine “Bu davranışın beni kırıyor” demek hem seni hem karşındakini korur. “Ben dili”ni kullanmak sağlıklı iletişimin en etkili yollarından biridir.

Bazen öfkenin enerjisi o kadar güçlüdür ki sadece konuşmak yetmez. Böyle anlarda bedeni devreye sokmak faydalıdır. Tempolu yürüyüş, nefes egzersizi, dans, spor gibi fiziksel aktiviteler vücuttaki gerginliği azaltır. Bedende rahatlama oldukça zihin de sakinleşir.

Öfkeyi fark ettikten sonra onu taşımaya gerek yoktur. Günlerce içimizde tutmak hem bedeni hem ruhu yorar. Duygular konuşularak, yazılarak, hatta sadece fark edilerek bile dönüşebilir. Bu dönüşüm, öfkenin seni yönetmesini değil, senin öfkeni yönetmeni sağlar.

Eğer öfke çok sık tekrarlanıyorsa veya kontrolsüz bir hal alıyorsa, bu durumda altta daha derin duygusal nedenler olabilir.
Öfke "saldır" demek için değil, “kendini koru” demek için vardır. Bazen en sakin insan bile öfkelendiğinde sadece “artık yeter” diyordur.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.