İrem Mehmetbeyoğlu - Aday Psk
Köşe Yazarı
İrem Mehmetbeyoğlu - Aday Psk
 

Her Can Acıtan Deneyim Travma mıdır?

Sosyal medyada, günlük konuşmada ya da bir tartışmada “Bu benim travmam” cümlesini çok sık duyuyoruz. Hepimizin canını acıtan, düşündüğümüzde kendimizi kötü hissetmemize neden olan bir veya birden fazla olay vardır. Hayal kırıklıkları, kayıplar, reddedilme, başarısızlık hissi… Bunlar psikolojik olarak gerçek ve etkilidir. Ancak gerçekten yaşadığımız tüm bu kötü olaylar travma mıdır? ​Travma, olayın kişinin psikolojik bütünlüğünü tehdit etmesidir. Yaşadığımız olaydan çok, kişinin olayı nasıl yaşadığı ve bu olay ile başa çıkıp çıkamadığı ile ilgilidir. Bir olaya üzülmek, o olayın travma olarak sayılması için tek başına yeterli değildir; genellikle bunun yanında kişide kontrol kaybı ve yoğun çaresizlik hissi gibi durumlar da ortaya çıkar. İnsan üzülür, kırılır; bunlar psikolojik gerçeklerdir fakat travma çok daha karmaşık ve ağır bir süreçtir. İnsanı derin bir karanlığa sürükleyen nedenin birinci failidir travma. Çoğu kişi yıllarca çıkış yolunu bulamaz, bu kayboluş hayatlarında bir rehber gelip önlerindeki karanlığı aydınlatana kadar büyük etkiler bırakır. Bu yüzden ruh sağlığı alanında kullanılan dil, yalnızca bilimsel değil etik olarak da büyük bir sorumluluk taşır. ​Travma ve kötü olay arasında ayrım yapmak oldukça önemlidir. Yaşanan her kötü olay travma olarak adlandırılırsa hem bireysel hem sosyal düzeyde bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlardan ilki, travma kavramının bulanıklaşmasıdır. Travma psikolojik açıdan ağırlığı olan bir terimdir ve bu kavram her zor deneyimle eşitlendiğinde gerçekten travmatik olan olayların ciddiyeti görünmez hale gelir. ​İkinci olarak bir kişi yaşadığı her olayı travma olarak adlandırırsa, yaşadığı duyguyu anlamlandırmak yerine ona bir etiket yapıştırır ve önüne bakmaya devam eder. Bu da kişinin duygusal farkındalığını azaltır ve olayları yanlış yorumlamasına neden olur. ​Üçüncü olarak yaşadığı her kötü olayı travma olarak tanımlayan kişi, zamanla kendisini “çok kötü” veya “kurtarılamaz” bir konumda görebilir. Kendini bu kadar kötü bir pozisyonda gördüğü için hayata bakış açısı olumsuz olur, kendini aslında olduğundan çok daha kötü bir durumda olarak görür ve bu da onun günlük hayatını, sosyal hayatını, okul hayatını ve daha pek çok deneyimini olumsuz yönde etkiler. ​Son olarak bu ayrım yardım arama süreçleri açısından da oldukça önemlidir. Travma, profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Ancak her zor yaşantının travma olarak görülmesi, ne zaman ve nasıl yardım aranması gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaratır. Bu da ya ihtiyaç duyulan desteği geciktirebilir ya da gereksiz yanlış yönelimlere yol açabilir. ​Peki neden her kötü olaya bu kadar kolay travma diyoruz? ​Bunun en büyük nedenlerinden birisi sosyal medya. Sosyal medyada kavramlar oldukça hızlı bir şekilde yayılıyor ve çoğu kişi bu kavramların asıl anlamını tam olarak bilmeden veya yanlış öğrenerek kullanmaya başlıyor. ​Sosyal medyanın bir diğer etkisi de popüler kültür. Travma kavramı yayılmaya başladıkça insanlar popüler kültüre uyum sağlayabilmek için hakkında pek bir şey bilmeseler bile bu kavramı oldukça sık kullanmaya başlamış durumdalar. ​Bir diğer neden ise travma kelimesinin duyguyu meşrulaştırması. Genelde “üzüldüm” veya “etkilendim” gibi kelimeler insanlar tarafından küçümsenebiliyor. Tam aksine “travma” duyguyu sorgulanmaktan çıkarır, olayın ciddiyetini tek başına ortaya koyabilir ve duyguyu kabul ettirir. Bu nedenle kişiler duygularını ve deneyimlerini kabul ettirmek için travma kelimesine çokça başvurur. ​Ayrıca sadece “zorlandım” demek o an için kişiye yeterli gelmeyebilir. Sadece zorlanmaktan fazlasını hissettiği için travma kadar derin bir olay yaşamamış olsa da bu kelimeyi kullanmak kişiye kendini ifade etmekte daha çok yardımcı olur. ​Bu kelimeyi nasıl kullanmalıyız? Tabii ki daha dikkatlice ve bilinçli şekilde. Yaşadığımız her süreç çok değerli ve özel fakat hepsinin arasındaki ayrımı bilmek ve bu konularda bilinçli olmak bize hayatımızda çok daha yardımcı olur. Süreçlerin adını koymak iyileştiricidir fakat yanlış adlandırmak kafa karıştırır ve daha zor bir sürece girmemize neden olur. ​Her can acıtan deneyim travma olmak zorunda değil. Ama her can acıtan deneyim, ciddiye alınmayı hak eder. Çünkü yaşadığımız her duygu bize aittir ve inkâr edilmeden, doğru kelimelerle anlaşılmayı hak eder. 
Ekleme Tarihi: 09 Aralık 2025 -Salı

Her Can Acıtan Deneyim Travma mıdır?

Sosyal medyada, günlük konuşmada ya da bir tartışmada “Bu benim travmam” cümlesini çok sık duyuyoruz. Hepimizin canını acıtan, düşündüğümüzde kendimizi kötü hissetmemize neden olan bir veya birden fazla olay vardır. Hayal kırıklıkları, kayıplar, reddedilme, başarısızlık hissi… Bunlar psikolojik olarak gerçek ve etkilidir. Ancak gerçekten yaşadığımız tüm bu kötü olaylar travma mıdır?

​Travma, olayın kişinin psikolojik bütünlüğünü tehdit etmesidir. Yaşadığımız olaydan çok, kişinin olayı nasıl yaşadığı ve bu olay ile başa çıkıp çıkamadığı ile ilgilidir. Bir olaya üzülmek, o olayın travma olarak sayılması için tek başına yeterli değildir; genellikle bunun yanında kişide kontrol kaybı ve yoğun çaresizlik hissi gibi durumlar da ortaya çıkar. İnsan üzülür, kırılır; bunlar psikolojik gerçeklerdir fakat travma çok daha karmaşık ve ağır bir süreçtir. İnsanı derin bir karanlığa sürükleyen nedenin birinci failidir travma. Çoğu kişi yıllarca çıkış yolunu bulamaz, bu kayboluş hayatlarında bir rehber gelip önlerindeki karanlığı aydınlatana kadar büyük etkiler bırakır. Bu yüzden ruh sağlığı alanında kullanılan dil, yalnızca bilimsel değil etik olarak da büyük bir sorumluluk taşır.

​Travma ve kötü olay arasında ayrım yapmak oldukça önemlidir. Yaşanan her kötü olay travma olarak adlandırılırsa hem bireysel hem sosyal düzeyde bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlardan ilki, travma kavramının bulanıklaşmasıdır. Travma psikolojik açıdan ağırlığı olan bir terimdir ve bu kavram her zor deneyimle eşitlendiğinde gerçekten travmatik olan olayların ciddiyeti görünmez hale gelir.

​İkinci olarak bir kişi yaşadığı her olayı travma olarak adlandırırsa, yaşadığı duyguyu anlamlandırmak yerine ona bir etiket yapıştırır ve önüne bakmaya devam eder. Bu da kişinin duygusal farkındalığını azaltır ve olayları yanlış yorumlamasına neden olur.

​Üçüncü olarak yaşadığı her kötü olayı travma olarak tanımlayan kişi, zamanla kendisini “çok kötü” veya “kurtarılamaz” bir konumda görebilir. Kendini bu kadar kötü bir pozisyonda gördüğü için hayata bakış açısı olumsuz olur, kendini aslında olduğundan çok daha kötü bir durumda olarak görür ve bu da onun günlük hayatını, sosyal hayatını, okul hayatını ve daha pek çok deneyimini olumsuz yönde etkiler.

​Son olarak bu ayrım yardım arama süreçleri açısından da oldukça önemlidir. Travma, profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Ancak her zor yaşantının travma olarak görülmesi, ne zaman ve nasıl yardım aranması gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaratır. Bu da ya ihtiyaç duyulan desteği geciktirebilir ya da gereksiz yanlış yönelimlere yol açabilir.

​Peki neden her kötü olaya bu kadar kolay travma diyoruz?

​Bunun en büyük nedenlerinden birisi sosyal medya. Sosyal medyada kavramlar oldukça hızlı bir şekilde yayılıyor ve çoğu kişi bu kavramların asıl anlamını tam olarak bilmeden veya yanlış öğrenerek kullanmaya başlıyor.

​Sosyal medyanın bir diğer etkisi de popüler kültür. Travma kavramı yayılmaya başladıkça insanlar popüler kültüre uyum sağlayabilmek için hakkında pek bir şey bilmeseler bile bu kavramı oldukça sık kullanmaya başlamış durumdalar.

​Bir diğer neden ise travma kelimesinin duyguyu meşrulaştırması. Genelde “üzüldüm” veya “etkilendim” gibi kelimeler insanlar tarafından küçümsenebiliyor. Tam aksine “travma” duyguyu sorgulanmaktan çıkarır, olayın ciddiyetini tek başına ortaya koyabilir ve duyguyu kabul ettirir. Bu nedenle kişiler duygularını ve deneyimlerini kabul ettirmek için travma kelimesine çokça başvurur.

​Ayrıca sadece “zorlandım” demek o an için kişiye yeterli gelmeyebilir. Sadece zorlanmaktan fazlasını hissettiği için travma kadar derin bir olay yaşamamış olsa da bu kelimeyi kullanmak kişiye kendini ifade etmekte daha çok yardımcı olur.

​Bu kelimeyi nasıl kullanmalıyız? Tabii ki daha dikkatlice ve bilinçli şekilde. Yaşadığımız her süreç çok değerli ve özel fakat hepsinin arasındaki ayrımı bilmek ve bu konularda bilinçli olmak bize hayatımızda çok daha yardımcı olur. Süreçlerin adını koymak iyileştiricidir fakat yanlış adlandırmak kafa karıştırır ve daha zor bir sürece girmemize neden olur.

​Her can acıtan deneyim travma olmak zorunda değil. Ama her can acıtan deneyim, ciddiye alınmayı hak eder. Çünkü yaşadığımız her duygu bize aittir ve inkâr edilmeden, doğru kelimelerle anlaşılmayı hak eder. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396