Öncelikle merhaba sevgili okuyucum, sana bugün hemşirelik mesleğinin nasıl bir duygu olduğunu anlatmak istiyorum..
Hemşirelik; vicdanlı, merhametli ve sabırlı bir insanın yapacağı bir meslektir.
Aslında hemşirelik sadece bir meslek değildir.. Bazen bir serum takarken, bazen bir el tutarken, bazen sadece yargılamadan dinlerken kalpten kalbe kurulan bir bağdır. Maneviyatı çok yüksek bir meslektir Hemşirelik.
Bu meslek benim için sadece bir iş değil, bir kimlik. Saflığın, temizliğin, masumiyetin, merhametin bir sembolü.
Hemşirelik yalnızca üniforma giymek, nöbet tutmak, tedavi hazırlamak ya da damar yolu açmak değildir. Hemşirelik bir insanın en çaresiz anında elini tutmak, korkusunu gözlerinden okuyup “Ben BURADAYIM.” diyebilmektir.
Ben bu mesleğe, insanların en kırılgan hâllerine tanıklık etmeyi bilerek ve isteyerek girdim. Ağrının, umudun, sabrın ve bazen de sessiz gözyaşlarının tam ortasında durmayı seçtim.
Çünkü biliyorum ki bazen bir tedavi değil, bir hemşirenin sesi, davranışı, merhameti iyileştirir insanı.
Yorulduğum, “bugün de çok ağır geçti” dediğim anların sonunda bir hastamın
“Allah razı olsun”, “Çok güler yüzlü bir hemşiresin” deyişinin bütün yorgunluğu nasıl sildiğini de öğrendim.
Bir duanın, bir teşekkürün ne kadar büyük bir güç olduğunu bu meslek bana öğretti.
Hemşirelik güçlü olmayı öğretirken aynı zamanda yumuşak kalmayı, merhametli olmayı, sabırlı olmayı da öğretmektedir. Her şeye rağmen merhameti elden düşürmemektir.
Hemşirelik benim için bir meslek değil; bir duruş, bir vicdan, bir sevme biçimidir.
İyi ki hemşireyim, mesleğime aşığım.
İyi ki hemşirelik.