Çocukların davranışlarını izlerken sık sık şunu söyleriz: “Dikkat çekmeye çalışıyor.” Ağlar, bağırır, olmadık yerde yaramazlık yapar. Belki de bütün bunlar, basit bir isteğin farklı biçimleridir: Beni görün.
Peki bu ihtiyaç, büyüyünce ortadan kalkıyor mu? Yoksa sadece biçim mi değiştiriyor?
Yetişkinlerin “beni fark edin” demediğini biliyoruz. Ama belki de dememeleri, istemedikleri anlamına gelmiyordur. Belki yalnızca bunu doğrudan istemenin çocukça sayıldığı bir dünyada yaşıyoruzdur. Ve belki bu yüzden, yetişkinler görülme ihtiyacını daha dolaylı yollarla ifade ediyordur.
Güç ve Kırılganlık Arasında
Bazı insanlar hiç yorulmuyormuş gibi görünür. Her şeye yetişir, güçlü durur, yardım istemez. Bu bir karakter özelliği olabilir elbette. Ama insan ister istemez şunu da düşünür: Güçlü görünmek, fark edilmenin güvenli bir yolu olabilir mi?
Bazıları da tam tersine, sürekli incinmiş hisseder. Hayat ona haksız davranmıştır, insanlar onu anlamamıştır. Bu anlatılar bazen o kadar sık tekrar eder ki insan, anlatılan acının ardında başka bir beklenti olup olmadığını merak eder. Acının görülmesi, belki de duyulmanın tek yolu olarak kalmıştır.
İlişkilerde yaşanan birçok gerilimin de buradan besleniyor olması mümkün. Küslükler, ani kopuşlar, bitmeyen tartışmalar… Bunların hepsi gerçekten “sorun” mu, yoksa birilerinin duyulma ve fark edilme çabasının yan ürünleri mi? Sessizlik her zaman sakinlik anlamına gelmeyebilir; bazen bir çağrı olabilir.
Modern Çağın Göz Teması
Günümüzde bu ihtiyacın sosyal medyada yeni bir alan bulduğu da söylenebilir. Paylaşılan mutlu anlar, başarılar, gülümseyen yüzler… Elbette herkes bir şeyler paylaşırken bir boşluğu doldurmuyor. Ama bazen beğenilmek, insanın varlığını hissetmesinin pratik bir yoluna dönüşebiliyor. Alkış, belki de modern çağın göz temasıdır.
Asıl dikkat çekici olan ise şu olabilir: Birçok yetişkin, görülmek istediğinin farkında bile değildir. İçindeki eksikliği “huzursuzluk”, “tatminsizlik” ya da “bir şeyler yolunda değil” hissiyle tarif eder. Belki de sorun karmaşık değildir; belki yalnızca duygusunun biri tarafından fark edilmesine ihtiyaç vardır.
Çocuk Ağlar, Yetişkin Susar
Belki de çocuklarla yetişkinler arasındaki fark, ihtiyaçta değil; ifadede gizlidir. Çocuk ağlar. Yetişkin susar. Ama her ikisi de aynı soruyu soruyor olabilir: Burada olduğumu görüyor musun?
Kesin cevaplar yok. Ama insan davranışlarına bu gözle bakmak, bazı şeyleri yeniden düşünmeye kapı aralayabilir. Belki kendimizi, belki de karşımızdakini biraz daha dikkatle görmemize yardımcı olur.
Çünkü insan, belki de en çok, biri onu gerçekten fark ettiğinde rahatlar.