Oktay Tuna - Uzman Klinik Psikolog
Köşe Yazarı
Oktay Tuna - Uzman Klinik Psikolog
 

Zihnin Gürültüsünden Bedenin Sessizliğine: Somatik Farkındalık

Modern yaşam bizi adeta “bedeni olan birer kafa” olarak yaşamaya zorluyor. Gün boyu ekranlara bakıyor, analiz ediyor, planlıyor ve geleceğin kaygısıyla geçmişin pişmanlığı arasında mekik dokuyoruz. Ancak çoğumuzun gözden kaçırdığı bir gerçek var: Zihnimiz bize hikayeler anlatabilir, bizi yanıltabilir ama bedenimiz asla yalan söylemez. Psikoloji dünyasında son yıllarda daha yüksek sesle konuşmaya başladığımız “Somatik Farkındalık”, iyileşmenin sadece konuşarak değil, hissetmeye cesaret ederek başladığını savunur. Çünkü sinir sistemimiz, yaşadığımız stresi ve travmaları sadece anılarımızda değil, dokularımızda da saklar. Hiç nedenini anlamadığınız bir mide yanması yaşadınız mı? Ya da omuzlarınızın sanki görünmez bir yük taşıyormuşçasına kulaklarınıza yaklaştığını fark ettiniz mi? İşte bunlar, bedenin “Artık beni duy!” deme şeklidir.   Öfke çenede sıkışır, kaygı karın boşluğuna yerleşir, ifade edilememiş keder ise göğüs kafesine bir ağırlık gibi çöker. Eğer sürekli bir “tetikte olma” haliyle yaşıyorsanız, bu sadece düşüncelerinizle ilgili değil, sinir sisteminizin hala bir tehlike anında takılı kalmasıyla ilgilidir. İyileşme, bu fiziksel duyumları birer “düşman” olarak değil, birer “mesaj” olarak kabul ettiğimizde başlar. Şu an bu satırları okurken küçük bir mola verin. Ayak tabanlarınızın yerle temasını hissedin. Omuzlarınızı nazikçe serbest bırakın ve derin bir nefes alıp verirken tüm ağırlığınızı oturduğunuz yere bırakın. Sinir sisteminize “Şu an güvendeyim” mesajını göndermek bazen binlerce kelimeden daha etkilidir. Unutmayın; zihniniz sustuğunda bedeniniz konuşmaya başlar. Onu dinlemeye hazır mısınız?
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe

Zihnin Gürültüsünden Bedenin Sessizliğine: Somatik Farkındalık


Modern yaşam bizi adeta “bedeni olan birer kafa” olarak yaşamaya zorluyor. Gün boyu ekranlara bakıyor, analiz ediyor, planlıyor ve geleceğin kaygısıyla geçmişin pişmanlığı arasında mekik dokuyoruz. Ancak çoğumuzun gözden kaçırdığı bir gerçek var: Zihnimiz bize hikayeler anlatabilir, bizi yanıltabilir ama bedenimiz asla yalan söylemez.


Psikoloji dünyasında son yıllarda daha yüksek sesle konuşmaya başladığımız “Somatik Farkındalık”, iyileşmenin sadece konuşarak değil, hissetmeye cesaret ederek başladığını savunur.

Çünkü sinir sistemimiz, yaşadığımız stresi ve travmaları sadece anılarımızda değil, dokularımızda da saklar. Hiç nedenini anlamadığınız bir mide yanması yaşadınız mı?

Ya da omuzlarınızın sanki görünmez bir yük taşıyormuşçasına kulaklarınıza yaklaştığını fark ettiniz mi? İşte bunlar, bedenin “Artık beni duy!” deme şeklidir.

 

Öfke çenede sıkışır, kaygı karın boşluğuna yerleşir, ifade edilememiş keder ise göğüs kafesine bir ağırlık gibi çöker. Eğer sürekli bir “tetikte olma” haliyle yaşıyorsanız, bu sadece düşüncelerinizle ilgili değil, sinir sisteminizin hala bir tehlike anında takılı kalmasıyla ilgilidir.

İyileşme, bu fiziksel duyumları birer “düşman” olarak değil, birer “mesaj” olarak kabul ettiğimizde başlar.
Şu an bu satırları okurken küçük bir mola verin. Ayak tabanlarınızın yerle temasını hissedin.

Omuzlarınızı nazikçe serbest bırakın ve derin bir nefes alıp verirken tüm ağırlığınızı oturduğunuz yere bırakın. Sinir sisteminize “Şu an güvendeyim” mesajını göndermek bazen binlerce kelimeden daha etkilidir.

Unutmayın; zihniniz sustuğunda bedeniniz konuşmaya başlar. Onu dinlemeye hazır mısınız?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396